21 Eyl 2010

Ogun’s Place {Hayıtbükü – Datça - Muğla}

Aslında Ogün’ün yerini sadece yemek kategorisinde yazmak içimi sızlatmıyor değil. Ogün’s aslında Datça’nın en muhteşem koylarından biri olan Hayıtbükü koyuna konuçlanmış muhteşem bir pansiyon.

Ogün’ün Yeri ile tanışmam baya öncesine dayanıyor. Bir proje sebebiyle tatil beldelerinde ufak filmcikler çekmem gerekiyordu, hep ilginç bir şeyler olsun istedim. Derken denize girmeye Hayıt koyuna gitmiştik ve Ogün’ün Yeri’nin muhteşem bahçesini görüp, sahibi Ogün’ün de elinde sopayla ağaçlardan cırcır böceği kovmaya çalıştığını keşfedince, “tamam!” dedim, “burası aradığımız mekan!”


İşte böyle sevgili okurlar... Gelelim Ogün’ün biz yemekçiler için önemine. Ogün’ün Yeri’nde gerek pansiyonda kalanlar, gerek dışarıdan gelip yemek yiyenler için birçok günlük yemek çıkıyor. Bunun dışında mekanda çeşitli Ege mezeleri, pide çeşitleri ve tatlılar oluyor.

Biz gittiğimizde günün yemeği ayvalı tavuk’tu. Gravel Bey ayvalı tavuk gibi değişik bir tada dayanamayıp onu tercih etti, ben de ızgara tavuk ve cacık istedim. Ilerleyen saatlerde de deniz başında kuşbaşılı pide yedik.



Ayvalı tavuğun detayları için Gravel Bey’e mikrofon uzatabiliriz, ancak bu lezzet pek bana göre değildi, ilginç ama fazla tatlıydı.

Izgara tavuk şiş enfesti, zira mekanın köşesinde koca bir odun fırını var zaten. Yanında gelen bulgur pilavı da gayet güzel ve tazeydi.


Cacık çok değişik ve güzeldi, zengin cacığı formatının übermenschiydi diyebiliriz.

Kuşbaşılı pide bol etli ve güzeldi, onu da bir daha gidersem tekrar yenecekler listesine ekledim.




Ulaşım


Ogünün Yeri’ne vaktiniz varsa mutlaka kalmaya da gidin. Eğer aracınız varsa Datça’ya girerken sağınıza çıkacak sanayimsi yerden “Palamutbükü” tabelasından sağa sapıyorsunuz. Ilerlemeye devam ediyor ve Mesudiye tabelalarını takip ediyorsunuz. Mesudiye’ye varınca yol tekrar çatallaşıyor ve bir taraf Hayıtbükü’ne diğer taraf da, yamulmuyorsam Ovabükü’ne gidiyor. Siz Hayıt tarafına geçiyorsunuz, sahile iner inmez Ogün’ün Yeri en sağda.

Araçsızsanız Datça Belediyesi karşısındaki ufak otogardan Mesudiye dolmuşları kalkıyor, onlara binerek Ogün’ün tam önünde inebilirsiniz. Dolmuş bedeli 5 TL, deniz ve yiyeceklerin verdiği huzur, paha biçilemez. Gitmek için ilk dolmuş sabah 10.00’da, dönüş için son dolmuş ise 18.00’da.



Fiyatlar ve biz gittiğimizdeki menü de şöyle idi:



Irazca yedi.

17 Eyl 2010

Pizzeria Pidos {Taksim - İstanbul}

Bir obur için kuşkusuz en önemli şey, uygun fiyata doyurucu ve güzel bir yemek yemektir. Sağolsun Grupanya, Pizzeria Pidos’ta menü kampanyası yapınca daha önce hiç denemediğimiz bu mekanda uygun fiyatla yemek yiyip inceleme yapma fırsatı bulduk.

Mekana gitmek için Taksim The Marmara otelini karşınıza alıp hemen solundaki sokaktan girmeniz yeterli. İleride sağda, sıcak ortamıyla Pizzeria Pidos’u göreceksiniz. Biz gittiğimizde hava güzel olduğu için hemen ön tarafa, yol üzerine de masa koymuşlardı, ama sanırım kış aylarında böyle bir uygulamaları yok. İç mekandaki masa sayısı da çok fazla olmadığı için gitmeden önce rezervasyon yaptırmakta fayda olduğunu belirteyim.

İçeriye girdiğinizde sizi güleryüzlü garsonlar ve hoş bir ortam karşılıyor. Masanıza yerleşirken pizza ustasının tezgahta pizzaları hazırladığını ve fırına verdiğini görebiliyorsunuz. En azından pizzalar konusunda bu “açık mutfak” tarzının uygulanması bizim hoşumuza giden bir ayrıntı oldu.

Grupanya kampanyası dahilinde bir pizza ve bir kadeh de şarap hakkımız vardı. Onursuz Kıl Adam tercihini Al Quattro Formaggi’den (yani parmesan, rokfor, suda mozzarella ve mozzarella içeren dört çeşit peynirli pizzadan) yana kullanırken ben ise Klasik Pizza yemeyi tercih ettim. Çok fazla beklemeden pizzalarımız ve soğuk kırmızı şarabımız geldi. Dolayısıyla servisin hızlı olduğunu söyleyebiliriz. Lezzete gelince… Bu pizzaları yedikten sonra çeşitli pizza zincirlerinden yemeye alışkın olduğunuz pizzaların çok yavan geleceğini söyleyebilirim. İnce hamuru, göz ve karın doyuran malzeme miktarı ve büyüklüğü ile pizzaları bizi fazlasıyla tatmin etti. Makarnalarında ise çok fena gözüm kaldığı için bundan sonraki gidişimizde ne yiyeceğim şimdiden belli.

Hep pizzadan bahsettik, ama buraya bir “pizzacı” demek çok yanlış olur. Menüde yaklaşık 20 çeşit pizzanın yanı sıra beş çeşit et ve balık yemeği, 10 çeşit makarna, dört çeşit risotto, yedi çeşit salata, beyaz ve kırmızı şarap seçenekleri, amaretto, grappa, limoncello gibi alkollü içecekler ve tabi ki tatlılar mevcut. Pizzalar 14 – 28 TL, risottolar 14 – 19 TL, et ve balık yemekleri 19 – 35 TL, salatalar ise 12 – 15.50 TL fiyat aralığında.

Gördüğüm kadarıyla özellikle yabancılar tarafından tercih edilen bir yer haline gelmiş. Türk müşteri sayısı çok azdı. Bir de keşke İtalyan müzikleri çalsaydı da atmosfere daha hoş bir katkısı olsaydı diye şımarıklık etmeden duramayacağım:)

Pizzeria Pidos’un iletişim bilgileri ve mekanla ilgili ayrıntılı bilgi için: http://www.pizzeriapidos.com.tr/


NOT: Fotoğraflar loş ışıkta telefonla çekildiği için pek iyi çıkmadı.

5 Eyl 2010

Sabırtaşı Restoran {Galatasaray - Beyoğlu}


"Ali bey 1936 doğumlu, Kahramanmaraş'lı. Maraşta 1987 yılında işleri bozulunca elinde avucunda ne varsa satarak altı çocukla İstanbul'a gelmiş. Çareler aramış, hayat arkadaşı Fatma Hanım ile kafa kafaya verip içli köfte yapmaya karar vermişler. İşte içli köftenin hikayesi böyle başlamış.

Bir evde bir kadın içli köfte yapmış, Ali Bey satmış, Çicek Pasajı'nda, kahvelerde...Şimdi Beyoğlu'ndan geçen herkes tanıyor onu. Sabırtaşı içli köftesi... O kadar beğenilmiş o kadar tutulmuşki Hilton ve Hyatt otelleri sipariş vermiş.

Ve nihayet Ali Bey, yıllarca İçli köfte sattığı İstiklal Caddesi'nde Taksim ve Tünel Manzaralı restaurantını açmış.

Gelenekler ve ulusal değerler ancak sahip çıkılırsa yaşarlar. Ali Bey yılların yorgunluğu ve tecrübesi ile klasik Türk mutfağının doyulmaz lezzetlerini şimdi Sabırtaşı Kebap ile Sabırtaşı İçli Köfte ve Mantı salonunda sizlere sunuyor..."


Yukarıdaki paragraflar, Sabırtaşı Restoranın kısa hikayesi, sıcak bir restoranın hikayesi yani. Sabırtaşı bile çatlarmış derler ama bu sabırtaşı çatlamamış ve Beyoğlu'nun göbeğine yerleşmiş. Sabırtaşı, içli köftesiyle bugünlere gelmiş, ama kendine has yemekleriyle de lezzetlerini arttırmış ve büyük bir restoran olmuş.


Ali Bey artık hayatta değil, ama içli köfteleri hala vazgeçilmez bir tat durumunda. Daha önce yediğim içli köftelerden farklı, çok daha büyük ve doyurucu. İki tanesiyle direkt doyabilirsiniz hatta. Ama diğer nefis tatlardan mahrum kalmamak için, ilk gidişinizde bir tane yemenizi tavsiye ederim.


Sabırtaşı'nın menüsünde, içli köftenin dışında mantı ve kebap çeşitleri bulunmakta. Mantısı da gayet başarılı ama ilk gidişimde benim tercihim HarHar Kebabı oldu. İnce kesilmiş bifteğin kavrulması ile yapılmış oldukça güzel bir kebap çeşidi HarHar.


Evet, HarHar ve içli köfte çok güzeldi, ama masadan kalkarken diğer yemekleri tatmak için en çabuk ne zaman gelebilirim diye düşünüyordum. O kadar aklımda kaldı mekan.

Peki bu kadar güzel tatların ederi ne kadar? Fiyatlar ne çok pahalı ne çok ucuz, tam kıvamında ama Sabırtaşı'na ilk ziyaretinizi fiyata göre değil, güzel lezzetlerini tatmak ve Ali Bey'in eşssiz çabasını görmek için yapmalısınız. Böylece Sabırtaşı'na çıkan 5 kat merdiven bile koymayacaktır:)

Mekanın derdini anlatacak kadar bir internet sitesi de var: http://www.sabirtasi.com.tr/
Buradan mekanla ilgili her türlü bilgiye ulaşabilir ve gitmeden önce rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz.

Bana bu muhteşem içli köfteyi yedirdiği için Ali Bey'e ve Ali Bey'in restoranını keşfetmeme vesile olan 15 yıllık dostum Atak'a teşekkür ederim.

Onursuz Kıl Adam yedi.

Afiyet olsun.

M.I.L.F. düşündü, biz pişirdik! Diğerlerine de afiyetle yemek düştü. ( I. IV. 2010, Baghdad )




GittimYedim.Com, çok yazarlı, sosyal bir yemek girişimidir. Bu sitede gezdiğimizi gördüğümüzü değil, yediğimizi içtiğimizi anlatırız.




copirayt mopirayt: Bir takım şuursuz oburlar - © 2012


















 
Copyright 2009 Gittim Yedim. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan