İsim, Şehir, Lezzet!- Eski bir Çin Atasözü

5 Şub 2014

Gelecek Hesabı Kestirmek için İpuçları

Son dönemde görüntüsü güzel ama içi boş bir sürü yemek mekanı türemeye başladı!

Güzel bir yere gidip bir şeyler yemek içmek ama maaşın da yarısını masada bırakmak istemiyorsanız, çok yiyip içen insanlar olarak size kabarık hesap çıkarması muhtemel olan mekanlarda bulabileceğiniz basit ipuçları konusunda ufak önerilerde bulunmak istedik. Tabii istisnalar kaideyi bozmaz ama:

1- Mekanın kapısında size yer göstermek için bekleyen güzel bir kadın varsa...

2- Mekan bir ya da birkaç vale çalıştırıyorsa...



3- İçeride özel tasarım mobilyalar, hipster eşyaları varsa...

4- Menüde fiyat yazmıyorsa...

5- Menüde 0,5 lt’lik şişe su 2 TL’nin üzerindeyse, hatta 0,33 lt’lik şişe suya 2 TL yazılmışsa; Cola ve türevleri 5 TL’den başlıyorsa… 

6- Menü, ismine bakınca içinde ne olduğunu anlayamadığınız yemekler barındırıyorsa…

7- Garsonlar sizin yerinize yemek seçmeye çalışıyorsa...

8- Masanın üzerine “adisyon fişi” konmuyorsa…



9- Masanın üzerindeki kürdanlar şeffaf kılıflar içerisindeyse...

10- Karabiberi siz değil değirmeniyle yanınızda beliren garson yemeğinize serpiyorsa…

11- Yemekten sonra gelen çaya para alınıyorsa...



...bilin ki o mekandan kazığı yiyebilirsiniz. Tabii bu saydıklarımız, her zaman çok para verip de lezzetsiz şeyler yiyebileceğiniz anlamına gelmiyor. ;)

Cüzdana dikkat, lezzet arayışına devam!

18 Eyl 2013

Zerde Künefe {Çengelköy - İstanbul}

Çalışmaktan yemek bile yiyecek vakit bulamaz olduk! Neyse ki Gökhan'ın damak zevki blog'un imdadına yetişti ve güzel bir yazı ile blog'umuza konuk oldu. Keyifli okumalar :)

''Çengelköy ana caddesi lezzet düşkünleri için bin bir fırsat ve gizli sırlar barındıran bir kaynak. El yapımı çikolatalar satan Çikolata-Kahveden, daha önce ismini bile duymadığınız yerlerden sayısız çeşit harika yerel ürünleri özellikle peyniri ile meşhur Peynirci Mehmet'e ya da 110 yıllık tarihi taş fırınına kadar sayısız güzellik var bu caddede. 


Çok şanslıyız ki biz de burada oturuyoruz ve yeni açılan her mekan anında dikkatimizi çekiyor. Bu mekanlardan biri de, bir süredir hazırlıklarını gördüğümüz Zerde Künefe'ydi ve açıldığını görünce de hemen soluğu burada aldık.


Girişte işletmecisi bizi güler yüzle karşıladı. Zaten Gani Müjde'nin bir lafı var"gülmeyi bilmeyen dükkan açmasın" diye! İçeri girdiğimizde hemen büyük bir cam bölmenin ardında, küçük kömür yığınları ve üzerlerinde daha yemeden iştah kabartan künefeler dikkatimizi çekti. Birazdan yiyeceklerimizin çok güzel olduğu daha en baştan kendini belli etmişti:) İç dekorasyonun da insanı ferahlatan ve sakinleştirerek iştahını açan yapısı da midelerimizi iyice havaya sokmuştu!




Oturur oturmaz, mekanın işletmecisi hemen birer küçük bardak ılık süt ile geldi. Sütü, kan şekerini dengelemek için verdiğini anlatırken muhabbet koyulaştı. Künefe siparişlerimiz hazırlanırken dükkanı açma macerasını anlatmaya başladı. Butik ve en iyisini yapmak için çıktığı yolda künefe için Hatay'da bir süre kaldığından bahsetti. Sadece künefenin tereyağı için bile yaklaşık 3 ay araştırma yaptıklarını anlattı. Özellile katkısız saf terayağını edinmek için bir üretici ile anlaşmışlar var tüm sürecin kontrolünü kendilerinin sağladığından bahsetti.




Tam sohbetin en lezzetli yerinde, künefeler geleneksel sunum tepsilerinde önümüzde beliriverdi. Kadayıf, küçük bıçağı daha künefenin üstüne değdirmemle kesildi. Rahatlıkla söylebilirim ki, şu ana kadar işini bu kadar ciddiye alıp, en lezzetli künefeyi sunmaya çalışan başka bir yere daha rastlamamıştım İstanbul'da!


İçindeki, etrafta alışık olduğumuz, hafif tuzlu peynir yerine tamamen keçi sütünden bembeyaz ve tamamen tuzsuz peynir şöyle bir uzadı… uzadı… uzadı… 





Şerbeti tam kıvamında; ne fazla ne de az ve boğazı yakmıyor. Öncesinde verdikleri ılık süt ile önceden dengelenmiş kan şekeri, böylesine ağdalı bir tatlı yendiğinde bile sizi rahatsız etmekten koruyor ve ağzınızda ise sadece meşe kömürünün odunumsu kokusu, çıtır çıtır ve her çatalda ustalık kokan bu künefenin eşssiz lezetti kalıyor... 


Ardından ikram edilen, tarifini alamadığımız, harika bir çay ile müthiş bir akşam ziyafeti çekmenin rahatlığıyla çıktık oradan. Yolunuz Çengelköy'e düşmeyecekse hususi olarak Zerde için buraya mutlaka gelmelisiniz. 


İşletmecisinin de dediği gibi "Eğer künefe seviyorsanız, bugün bir devrim yaşayacaksınız!"


Gökhan Akdeniz / Konuk Yazar

16 Ağu 2013

Lazanye {Caddebostan - İstanbul}

Yazıya başlarken bir itirafta bulunacağım. Her ne kadar bir yemek blog’unda yazıyor olsam, farklı tatlardan sizlere bahsetmek istesem de takıntılı olduğum bazı yemekler olduğu gerçeğini kabul etmem gerekiyor. Bunların başında da beyaz etli yemekler (özellikle gittiğim yerde köri soslu tavuk, beşamel soslu tavuk ya da tavuklu krep varsa başka bir şey sipariş etmek için kendimi zorladığım zamanlar oluyor) ve lazanya geliyor.

Çoğu restoranın menüsünde lazanya zaten yer alamıyorken lazanya yaptığını iddia eden çoğu mekandan da hayal kırıklığıyla ayrıldığımı biliyorum. Buzluktan çıkarılıp ısıtıldığı için servis edildiğinde ortası hâlâ buz gibi olan lazanya da gördü bu mide, lazanya yaprakları arasında bolognese sosu aratan yer de. Ama arayan derviş sonunda muradına ermiş misali, biz de sonunda İstanbul’daki en başarılı lazanyayı yapan yeri bulduğumuza inanıyoruz.


Mekanımız aslında çok merkezi bir yerde olmasına rağmen fazla ayak altı olmadığı için keşfetmek biraz zor oldu açıkçası. Anadolu Yakası’nda Caddebostan-Kadıköy yönünde giderken “Acıbadem Bağdat Caddesi Tıp Merkezi”ni geçince ilk sağa girip daha sonra ikinci sağa dönüyorsunuz ve biraz ileride küçük ve şirin bahçesiyle “Lazanye”yi görüyorsunuz.

                          

                          

İsim sizi yanıltmasın. Burası sadece lazanya yiyebileceğiniz bir yer değil, menüsünü çok kalabalıklaştırmadan güzel yemeklerle süslemiş ufak çaplı bir İtalyan lokantası aslında. Lazanyanın yanı sıra salata, makarna ve çorba seçenekleri var. Lazanyanızı Classico (bolognese), Turco (sucuk, pastırma), Vegetariana (brokoli, ıspanak, kabak) ve Marin (somon, karides, ıspanak) seçenekleriyle alabileceğiniz gibi istediğiniz malzemeleri söyleyerek kendi lazanyanızı da yaratabiliyorsunuz. Lazanyalar kiremitte servis ediliyor ve özellikle Classico’yu şiddetle tavsiye ediyoruz! Bir de öncesinde sarımsaklı ekmek alırsanız ne hoş.

                           

                           

Fiyatlara gelince: Çorbalar 4-5 TL, salatalar 5-10 TL, başlangıçlar 4-10 TL, lazanyalar 15-19 TL, makarnalar da 10-16 TL arasında değişiyor. Fiyatlara oranla porsiyonlar oldukça büyük ve doyurucu. Aynı zamanda Anadolu Yakası’nda evlere de servis yapıyorlar. Telefonları: 0216 360 30 72.   

                           


Gidip afiyetle yediğiniz lazanyaların üzerine mekanın sahibiyle keyifli bir sohbet yaparken bizi de hatırlarsınız umarım. :)
M.I.L.F. düşündü, biz pişirdik! Diğerlerine de afiyetle yemek düştü. ( I. IV. 2010, Baghdad )




GittimYedim.Com, çok yazarlı, sosyal bir yemek girişimidir. Bu sitede gezdiğimizi gördüğümüzü değil, yediğimizi içtiğimizi anlatırız.




copirayt mopirayt: Bir takım şuursuz oburlar - © 2012


















 
Copyright 2009 Gittim Yedim. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan
This is a free demo result from the Wayback Machine Downloader. It is not a complete website.