19 Nis 2010

Dükkan Burger'de Tereyağlı Dev Burger'lerin Saldırısı {Ataşehir - İstanbul}

Herkese merhaba; bu benim ilk inceleme yazım. Daveti için Onursuz Kıl Adam'a teşekkürler. Umarım faydalı olacaktır.

Dükkan Burger, artık gurme(!) sayılan herkesin bildiği bir mekan. Uğrak bir mekan mı? Fiyat performansa göre düşününce uğraklıktan ziyade uğramalık diyebiliriz. Zira normal burgerler 15 TL, dükkan burger 20 TL. Daha önce Atrin'in de belirttiği yan ürünlerle birlikte adam başı ortalama 30 TL'ye kalkabileceğiz bir mekan. Burgeri güzel o ayrı; peki değer mi? Değer. Sık gidilir mi? İşte bugün o konunun üzerinde duracağız.

Bir şeyler bizi gagalamış olacak ki, bugün Atrin'le Ataşehir Dükkan Burger'e gidelim dedik. Dükkan Burger, aşina olduğumuz, sevdiğimiz, doyarak ve mutlu kalktığımız bir yer. Evet, her defa cüzdanları hafifleterek çıkıyoruz ama bünye aldı bir kere satır kıyma burgerin tadını; ara ara arıyor! Velhasıl-ı kelam, Ataşehir'deki şubelerine gitmemiştik. "Haydi bir deneyelim" dedikten sonra direksiyonu kırdık ve Batı Ataşehir'den Yeni Sahra'ya giden caddeye, Balıkçınız Eser'in yanıbaşından dalıverdik. Yaklaşık 300 metre kadar gittikten sonra caddede, sol tarafta Dükkan Burger'i gördük.

İki sebepten dolayı kaçırmanız imkansız. Birincisi, cadde girişi dahil yaklaşık 50 metrede bir yer alan 5-6 adet levha. İkincisi muhafazakar Yeni Sahra'nın ortasında, oraya ait değilmiş gibi duran mekan tasarımı. Dükkan Burger 2 katlı klasik bir Yeni Sahra binasının (sıvaları açıkta, boyalar bitmemiş, tepedeki inşaat demirleri açıkta, ki müstakbel sequel'lara açık kapı olsun tarzı binalar) zemin katında. Bağdat Caddesi'ndeki ilk dükkanlarından daha geniş, ancak ikincisinden (Şaşkınbakkal) daha ufak. Ama yine de baktığınızda, diğer şubeleri de biliyorsanız, bildiğiniz bir Dükkan Burger restoranı işte.


Efendim, dışarısı öyle de, içerisi farklı mı? Bilakis, içerisi de bildiğiniz bir Dükkan Burger restoranı. Boyasız sıva duvarlar, açıktan geçen kablolar, SMEG marka vintage buzdolabı, Dükkan Burger web sayfasının açık olduğu bir Mac ve koca ahşap masalar. Allah'tan o kütüklerden buraya koymamışlar da yemek yerken tünüyor gibi hissetmiyorsunuz. Ama onun yerine son derece rahatsız duran taburelerden yine istemediğiniz kadar var.

"Peki Daysoldier, gördüğün, baktığın senin olsun; yediklerini anlat!" diyorsunuz artık sanırım. Eh, teasing yapıyorum yavaş yavaş burada. Atrin'le klimaktik sonumuza doğru giderken biz nasıl gerildiysek (evet, gerildik arkadaşlar!) siz de hafiften gerilin istiyorum. Zira sonu eğlenceli.

Mutlaka duymuşsunuzdur ama duymadıysanız diye söyleyeyim: Dükkan Burger, açgözlülükten dimağı bulanmış mide insanları için (ki bizler oluyoruz) Dev Burger adı altında yeni bir "şey" sunmaya başladı. "Şey" diyorum çünkü heyula gibi bir "şey". 400 gr et, 3 adet cheddar peyniri ve bilmemkaç santim çapında susamlı ekmek (bir de tabi yedikçe doğrudan şehvet tutamaklarına hücum eden 10.000 kg kadar yağdan bahsetmek istiyorum). Heyecanlandırıcı mı? Benim için evet. İşte bu yüzden, böyle Hulk porsiyonlu bir burgeri duyunca ne yalan söyleyeyim pek bir mesut oldum.


Masamıza geçince Atrin'le bakıştık, siparişimizi verdik ve beklemeye koyulduk. Bedevadan bulduğu yemi gagalamadan önce tedirgin bakışlarla etrafını süzen Ayasofya güvercinleri gibi ikircikliydik. Bitirebilecek miyiz? Midemizde durur mu? Ağır gelir mi? Kola ve patatesiyle kaç kilo çeker? türünden sorulara gark olmuşken, güzel ev yapımı hardalların kokuları burnumuza çalındı. Biz de resmetmeden duramadık. Buyrunuz efendim.

Patateslerimiz geldiğinde sadece hardal kullanmak suretiyle yemeğe başladık. Patatesleri güzel. Bir kere çıtır. Çok yağ içmemiş olduğu için hamurlaşmamış. Tuzu ayarında. Ben tuz atma gereği hissetmedim. Son gittiğime göre patates porsiyonu epey büyümüş. Biz önce bir patates söyledik, sonra iki olsun dedik. Bu gelen patatesi de duble zannettik önce. Ancak sonra ikincisi gelince dramımızı gördük. Fakat Atrin'le şuna karar verdik ki, şimdi patatese verdiğiniz paraya değiyor. Bu defa sadece patatesle doyabilecek kadar çok patates geldi çünkü. Fakat frenledik kendimizi. Ne zaman frenledik? Izgaranın üzerinde 2 adet dev köftenin arasında erimekte olan cheddar peynir dilimlerini görünce, "Atrin oğlum patatesle doyacağız," dedim ve "Ben savaşa hazırım hacım" cevabını aldım.

İşte ilk izlenim. Tedirginlik had safhaya ulaştı. Yağlı kağıda sarılı burgerler geldi. Ancak gelmesiyle benim ilk hayal kırıklığım da baş gösterdi. Birincisi, zihnimde hayal ettiğim kadar DEV değildi burger. İkincisi sarılı olduğu kağıdın her yerinden "gerçekten" yağ akıyordu. Derhal birkaç tane daha yağlı kağıt istedik. Ben peçeteyle bir miktar yağ aldım ama nafile ciddi miktarda sızıntı vardı. Paketi açınca ikinci bir hayal kırıklığı daha yaşadım. Burger bütündü ve yağdan dolayı ekmeği çok ama çok yumuşamış ve ağırlaşmıştı. Ha ne bekliyordum? Dükkan gibi, ikiye bölünmüş ve o şekilde tekrar ızgara edilmiş bir burgerdi beklediğim. Neyse, tüm bunların yanında yine de iştah açıcı ve baştan çıkarıcı gözüküyordu. Kolay kavranıyor. Eğer ağzınızı normalden biraz fazla açabiliyorsanız da, rahat yiyorsunuz. Öyle sağdan soldan dağılmıyor. Bütün başladım, bütün bitirdim.

İlk ısırık... çok ama çok lezzetli. Satır kıymadan yapılan köfteler çok ustaca pişirilmiş. İçi sulu ve lezzetli. Et, "zırh oluşturacağız" diye yakılmıyor Dükkan'da, ki bunu seviyorum. Normalde az pişmiş ve hafif kanlı sevmeme rağmen, bir burger için bu et mükemmel denebilir. Cheddar dilimleri zaten bu iş için yaratılmış gibiler. Izgarada eritilerek burgere dahil edildikleri için közün kokusunu, tadını o da almış. Ekmekler, tereyağına batırılmış gibiydi. Bence bu kadar ağır yağ, öyle bir burgere ihanet gibi oluyor. Nitekim, ekmeği tuttuğunuz yerlerden yağ parmaklarınıza sızıyordu. Genellikle yağ köfteden sızar. Bu da bir ilk oldu bizim için. Burgerin içinde başka bir şey yok.

Burgerin yarısına kadar sorunsuz geldim. Büyük olduğu için yemesi uzun sürüyor. Neden sonra fark ettim ki, yaklaşık 10 dakikadır hiç değişmeyen, hareketsiz bir lezzeti çiğnemekteyim. Evet güzel, evet tat alma merkezim çanlar çalıyor ama bir eksik var. Bunu diğer burgerlerde anlamıyorsunuz, çünkü içlerinde hep "yardımcı malzemeler" mevcut. Domates, soğan, marul, çeşitli soslar, bazen bacon... Liste uzayıp gidebilir. Fakat bu burgerde köfte ve peynirden başka bir şey olmadığı için (ve yemesi uzun sürdüğü için) bir süre sonra ağzınızdaki tat size zevk vermemeye, hatta tabiri caizse tavsamaya başlıyor. Benim gördüğüm en büyük eksik bu idi. Burger bir şekilde ağır gelmeye başlıyor, yemesi zorlaşıyor ancak kompanse edecek ekstra bir tat yok.

Arada aldığımız derin nefesler, konuşmadan yememiz ve kahkaha krizleriyle ben burgerimi bitirdim. Atrin de, sadece başparmağı kadar bir ekmek parçasını yemeyip, "Burası dibi hacı, ağır gelmesin," dedi ve kalan mini mini mini burger artığını masaya bıraktı. Sonra da "Ben uyuyorum hacım," diyerek olduğu yere kıvrıldı. Bir anda zincirden boşanmış gibi gülmeye başladık. "Bak oğlum," dedim. "Olur da midemizde durmazsa, sadece ikimiz bileceğiz". Gerçeği söylemek gerekirse yemesi yorucu ancak sonunda insanı mutlu ediyor.

Peki ne ödedik? Arkadaşlar Dev burger, üzerinize afiyet 29 TL. Biz 2 burger, 2 patates ve 3 kola için 74 TL ödedik. Tuzlu mu tuzlu yani. Karşılığını veriyor elbette ama sanırım Dükkan daha iyi bir alternatif. Bir kere insani boylarda :) Zira bugün yediğimiz burger, bizim 6 aylık burger kotamızı doldurdu diyebilirim.

Sonuç olarak tok, ağır, mutlu, biraz hayalkırıklığına uğramış ve fakir olarak ortamdan uzaklaştık. Burgeri tavsiye ediyorum, ancak restoranı pek tavsiye etmiyorum. Merkeze uzak ve biraz sapa kalıyor. Gözüm gönlüm de ferahlasın diyorsanız Cadde'deki Dükkan'ları tercih edin derim. Sakın bu burgeri eve sipariş vermeyin. Çünkü ben masada bile çok ama çok yağ çektim peçeteyle. Eve gelene kadar o yağlar ne olurdu bilemiyorum. Dev Burger yiyecekseniz aç gidin. Ama dükkana gidin. Ve mutlaka bir kez deneyin. Ve restoranın esas oğlanı dükkan burger gibi yağsız bir şey beklemeyin.

İlk yazımda biraz uzun tuttum sanırım. Lütfen mazur görün. Paylaşmaya devam edeceğim.

Sevgiler

Hamiş: Arabadan inerken Atrin bunu dedi: "O son lokmayı yemeyecektik abi!"
Hamiş 2: Arabadan inerken Daysoldier bunu düşündü: "Attack of the 50 Ft Burger"

---

5 yorum:

atrin dedi ki...

ilk yazın süper olmuş devamını bekliyoruz =)

hersheyler dedi ki...

yok yok çok zevkli olmuş yazı okuması keyifli olunca uzun daha güzel gidiyor :)
bu arada bi dev burger yemiş kadar oldum yağlar mideme oturdu anlatımından :) ama canımda aşırı dükkan burger çekti akşam bi cadde mi yapsak acaba hmm nasıl olur ki diye düşünmüyorda değilim hani

Irazca dedi ki...

ohannesburgere bekliorus izmire :)

@hersheyler burger çok güzel ama pahalı yaw:) gerçi istanbulda herşey pahalı:)

Adsız dedi ki...

Gerçekten inanamıyorum.Bu nasıl bir fikir, bu nasıl bir konspet, bu nasıl bir hizmet aklım almıyor daha kötüsü buraya bir kere gittikten sonra bir daha gidenlere inanamıyorum.Hadi burger dedik çatal bıçak olmaması bi nebze anlaşılır belki ama kardeşim insan bi tabak koyar ya lütfen ama... Ya bırakın tabak koymayı patates kızartmasını bile kagıt külaha sarıp(ki önceden hazırlanmış karton külah sanmayın bildiginiz kağıdı rulo yapıp içine koyuyorlar) masaya getirirken nasıl bir tepki bekliyorlar acaba, masanın ortasında bir kağıt üzerinde ELLE patates yediriyorlar.Fast food tarzına daha yakın olmasına rağmen 15-20 dk sonra haburgerlerimizi getirdiler.Fakat o da ayrı bir şok yaşattı, garson elinde kağıda sarılı 4 hamburgerle gelip(tepsi falan da yok bildiğiniz elinde paketlenmiş hamburger taşıyor arkadaş) bunlar sizinmiydi diye laubali bir şekilde sordu, e biz de bizimdir heralde diyip aldık ama herkes dumur pozisyonunda.Ha bu arada hmburger fiyatı 12,5 TL ve menünün en ucuzlarından biri.E haliyle biz de adam akıllı bişey bekliyoruz ama paketi açınca artık şaşkınlık yerini kazıklanmış hissi ve ardından gelen sinirsel tepkiye bıraktı.Küçücük ekmek, bildiğiniz fırın ekmeği, boyutu da ıslak hamburger boyutu bilirsiniz ufak olanlardan.İçinde 150gr dedikleri ama nedense et olarak kayda değer bulmadığımız bir miktar köfte, soğan ve marul birer adet.Zaten birden fazla sığmaz o ekmeğin içine ya neyse.Menüde yazan açıklamaya göre arkadaşlar köfteyi orta kıvamda pişiriyormuş, bize gelen ise bildiğiniz yanmıştı.Tat olarak burger köftesinden çok köfte ekmekçilerin yaptığı köfteye benzeyen kalınlığı dolayısıyla içi pişmemiş dışı ise kalın bir yanık kabuğu ile kaplanmış köftelerin midemize inmesi sırasında içimizden keriz yerine konulma hissi bize asıl doygunluğu yaşattı diyebilirim.İçeçek konusunda da aynı başarı devam etmekte, 4 TL bir adet cola, aynı fiyat ayran, su 2 TL. Ben kola istedim ama gelen cola 250ml lik şişe kola, bari kutu olsaydı da içtiğimizi anlasaydık demekten kendimi alıkoyamadım.Tuvalet konusunda musluk ucundaki hortum gerçekten son derece modern düşünülmüş bu arada size acınası bir gülümseme yaşatıyor.Mekanın tasarımı minimalist olarak düşünülmüş, ancak bu düşünce tasarımdan çok diğer konularda başarılı olmuş.Minimum maliyet maksimum fiyat politikası ile bizi keriz yerine koydukları için mekan sahibine teşekkürü bir borç bilirim hatta burdan da o borcu öderim.Ben ki hayatımda ineternetten yemek yada mekan konusunda ne yazmış ne okumuş biriyim, beni bile sinirlendirip diğerlerini uyarma zorunluluğu hissettirdiler daha ne diyim, seçim sizin.Biz denedik memnun kalmadık kalanlara da inanamadık.

zeynep dedi ki...

arkadaşlar ne uğraşıyosunuz, point beef denedinizmi. butik tadında fast food hem hızlı hem kaliteli, üstelik fiyatları piyasaya göre çok iyi. sınırsız içecek veriyollar. soslar bedava köftesi kalın ve baharat dengesi süper. muhakkak deneyin derim!!

M.I.L.F. düşündü, biz pişirdik! Diğerlerine de afiyetle yemek düştü. ( I. IV. 2010, Baghdad )




GittimYedim.Com, çok yazarlı, sosyal bir yemek girişimidir. Bu sitede gezdiğimizi gördüğümüzü değil, yediğimizi içtiğimizi anlatırız.




copirayt mopirayt: Bir takım şuursuz oburlar - © 2012


















 
Copyright 2009 Gittim Yedim. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan