17 Haz 2012

'Babamın Köftecisi' Recep Usta {Çengelköy - İstanbul}

Haftanın altı günü çalıştığı için, pazar günleri geldiğinde genelde dinlenmeyi hatta yataktan hiç çıkmamayı tercih ederdi. Günün bütün gazetelerini hatim eder, aldığım mizah dergilerini karıştırıp, ''Gırgır bunlara on basardı'' derken de genelde uyuyakalırdı. O tek pazar günü ise, babamla vakit geçirmek için tek fırsatımdı. Onu yataktan kaldırmak için yapmadığım şaklabanlık kalmıyordu, yataktan düşürmeye bile çalışıyordum ama çabalarım genelde nafileydi. Günün sonunda Alf izleyip, Simoviç'le Mehmet Ali Erbil'in dıbrıçkaları arasında süklüm püklüm yatağa dönüyordum...

Galatasaray maçının pazar gününe denk geldiği bir haftaydı. Bu hafta da yenilirsek, maçı kaybetmemize üzülmemin yanında yine evde oturacağımızı bilmemin tedirginliği de vardı içimde. Galatasaray'ın kazandığı günler tüm dertlerini unuturdu... 

Sabah oynanan maç, radyo cızırtıları arasında bitmişti. Tanju'nun daha Mercedes almadığı yıllar olacak ki, gollerini sıralamış ve maçı kazanmıştık. Evin içinde heyecanla koşturuyordum ama mutluluğumun tek nedeni maçı kazanmamız değil, evden çıkma ihtimalimizin doğmasıydı. ''Maça daldık yemek yemedik yahu; karnım acıktı, dışarı mı çıksak?'' sorusunun ardından annemle göz göze gelmemiz ve benim odama fırlamam bir olmuştu!

Araba olmadığı için toplu taşıma tek alternatifimizdi. E malum, paranın da Türkiye'de pek bize uğramadığı yıllar. Gideceğimiz yer de, babamın çok sevdiğini söylediği, taa Çengelköy'de bir köfteci. Onu da dedem götürürmüş zamanında... Hava sıcak, zaten dar, kalabalık yerlere gelemezdi. Bunun da avantajıyla, o zaman bana limuzin gibi gelen bir taksiye bindik.

Yıllardır yorgunluktan gidemediği Çengelköy değişmiş, anıları silinmiş... Ama tadı silinmemiş olacak ki, kısa bir dolaşmanın ardından, elleriyle koymuş gibi buldu Meşhur Köfteci Recep Usta'yı...

O günden sonra yıllar geçti. Yataktan hiç çıkamayacak duruma gelmeden önce, birlikte yine Recep Usta'ya gidelim istedim, konuşamadım, konuşamadı...

Birkaç senedir hayalim olan motosikletime sahip olduğumda, en büyük heyecanım, tatlarını merak ettiğim her restorana gidebilecek olmamdı. Recep Usta'nın ise tadını merak etmeme gerek yoktu ama anılarım orada olduğu için ilk durağım oldu.





Biraz araştırmayla önce aklımdan çıkan adını hatırladım, sonra da yerini. Pek bir şey değişmemişti Recep Usta'da. Artık torunu devralmış işleri. Lezzet ve koku, anılarımı hatırlatacak aynı. Piyaz hâlâ kıvamında...





Diyet, sağlıklı yaşam vs. burada hikâye. Bir buçuk porsiyon köfteyle doyduktan sonra, bir porsiyon da keyif için yersiniz. Ben babam için yedim...

Recep Usta'da para çok dert değil. Köftenizi yersiniz, şu kadar ver yeter der, sizi üzmez. 

Fırsatınız varken, hatta bu özel günde, babanızla Çengelköy'e gidin ve çarşı içindeki Recep Usta'nın köftelerini tadın.

Tüm babaların ve onları özleyen çocukların babalar günü kutlu olsun.

5 Haz 2012

Kebapçı Enver Usta {Taksim - İstanbul}

13.01.2014 tarihi itibariyle bir düzeltme yazmak istedim;

Enver Usta taşınıp efsane garsonunu işten çıkardıktan sonra eski havasından ve lezzetinden uzak bir hal almış durumda. Bir ara tekrar gidip son yorumlarımızı yazacağız.

Öğle vakti Taksim'desiniz, tünele de yakınsınız ve canınız o saatte kebap mı çekti? Hemen tünel girişi ile Simit Sarayı'nın arasındaki dar sokağa girin ve sonuna kadar gidin. Karşınıza girişi yer altında olan Kebapçı Enver Usta gelecek. Hah, işte oraya dalıp kebap açlığınızı bastırabilirsiniz.


                       



Enver usta 20 yıldır orada ama müşteri kitlesinin çevre esnafının ve insanının dışına taşması, tahminen, son 6-7 yıl içinde olmuştur.

Mekan küçük, salaş ve salaşlık=lezzet oranı gayet iyi seviyede:)

Enver Usta'da kebap yemeden önce bir çorba patlatayım diyemiyorsunuz ama çorba yerine çok lezzetli bir bulgur pilavını mideye indirebilirsiniz. Hafif acılı, yanında bol yoğurtlu... Düşündüm de, sırf bulgur pilavı için bile Enver Usta'yı ziyaret edebilirsiniz!





Kebaplarına gelince;  İzmir'de Kelle'nin, İstanbul'da Şenol Kolcuoğlu'nun kebaplarını tatmış biri olarak aşmış, bitirmiş, yemezseniz geberirsiniz diyemem. Ancak Taksim civarındaki kebapçılardan da iyiler. Eh, sadece öğlen vaktinde açık oldukları da hesaba katıldığında özellikle de o civarda çalışanlar için bulunmaz  bir nimet Enver Usta.





İlk gidişimizde Adana ve Urfa kebabı denedik. Açıkçası Adana'nın kıvamı biraz daha sert ve ağızda kolay dağılmayacak düzeydeydi. Urfa ise tam beklediğim gibi ağızda dağılıyordu ve et tadı damakta daha çok kalıyordu. Meşhur olan tavuklarını ise bir dahaki gidişimizde deneyeceğiz ama ilk kez gidecekler için Urfa'sını tavsiye ederim. Acı sevenler de artık üzerine bol pul biber dökerler:)





Mekanda tek garson olarak Ahmet ağabey var. Adını nereden biliyorsun derseniz, bizim dışımızdaki herkes kendisine adıyla sesleniyordu:) Yani öğrenmek zor olmadı. Muhabbeti koyarsanız, yemek yerken sizi sıkmayacak, aksine yemek zevkinizi arttıracak garsonlar kategorisine kendisini dahil edebilirsiniz.

Bir buçuk Adana, bir Urfa, iki tabak bulgur pilavı, bir cola ve bir suyun günahı 28 TL. Taksim'deki bir yemek mekanı için fiyatlar oldukça uygun. 

Kısacası;

- Taksim'de kebap yemek için çok güzel mekan.
- Bulgur pilavı süper. Sırf onun için bile gidilir.
- Mekan küçük. Gaza gelip de 4-5 kişiden fazla gitmeyin.
- Öğlen 14'ten sonra gitmeye kasmayın, yiyecek pek bir şey kalmıyor. Zaten dükkanı da o civarlarda kapatıyorlar.

Haydi afiyet olsun.

Onursuz Kıl Adam yedi.

M.I.L.F. düşündü, biz pişirdik! Diğerlerine de afiyetle yemek düştü. ( I. IV. 2010, Baghdad )




GittimYedim.Com, çok yazarlı, sosyal bir yemek girişimidir. Bu sitede gezdiğimizi gördüğümüzü değil, yediğimizi içtiğimizi anlatırız.




copirayt mopirayt: Bir takım şuursuz oburlar - © 2012


















 
Copyright 2009 Gittim Yedim. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan