31 May 2010

Adanalı Şenol Kolcuoğlu {Küçükyalı - İstanbul}

Yaklaşık 20 yıl, İstanbul'un Küçükyalı semtinde ikametimi sürdürdüm. Son 2 yıldır da Kozyatağı'ndayım ama hep, bir ayağım Altıntepe-Küçükyalı çevresinde olmaya devam ediyor. Seviyorum İstanbul'un bu yakasının sakinliğini, dinginliğini, güzel sahil şeridini. Sahildeki lokantaları, kafeleri, kokoreççileri de ayrı güzeldir bu yakanın. Bu sahil şeridinin, yeni sayılabilecek, bir "Adana" havası da var artık: Adanalı Şenol Kolcuoğlu - MetrelikKebap Restoran...

İlk olarak, Japon iş arkadaşlarını götüren bir dostumdan duydum burayı ve "yahu nasıl gözden kaçırmışım ben Kolcuoğlu'nu bunca yıldır", diyerek hayıflandım. Halbuki hayıflanmama gerek yokmuş; mekana gittiğimde öğrendim ki, henüz açılalı sadece bir yıl olmuş. Bir yıl olmuş ama hiç reklam yapmamalarına rağmen, sadece ağızdan ağıza yayılarak, yer ayırtmakta biraz geç kaldığınızda gidip sıra bekleyeceğiniz bir yer haline gelmişler.



Kolcuoğlu sahip olduğu muhteşem tatla ve yeri itibariyle "biraz" yoğun bir restoran. Gideceklere ilk tavsiyem bir gün önceden ya da gidecekleri günün sabahı yer ayırtmaları. Şimdi gelelim metrelik kebabın faydalarına. Bir kere, Adana'daki meşhur Kolcuoğlu'nun şubesi olması ve sizi hatırı sayılır bir uçak parasından kurtarması en büyük artısı diyebilirim! Mekanın konumu gerçekten süper. Gerçi ilk oturuşta, masanıza gelen yaklaşık 14 çeşit mezeden ve aparatiflerden manzarayı falan unutuyorsunuz. Aslında yemeklerini ballandıra ballandıra anlatmaya geçmeden önce, biraz garsonlarına değinmek istiyorum. Dışarıdan görüntüsü ciks bir restoran olmasına rağmen, garsonların sahip olduğu esnaf samimiyeti ve işlerini büyük bir sıcaklıkla yapmaları beni direkt etkiledi. Bir kebapçıda isen ortam samimi olacak, gelen kebaplardan sıcak olacak; bunu bilir bunu söylerim.




Ne diyorduk, evet masamıza gelen 14 çeşit farklı içerikli tabaktan sonra, masamıza bir arkadaş getirdiler. Arkadaş diyorum çünkü, bu arkadaşın boyu bir metre daha uzun olsa, 1.5 metrelik toplam uzunluğuyla bir insan boyutuna gelecek. Masamıza yatmış, üzerinden süper pişmiş parça tavuk, kanat vs. yediğimiz bir Adana kebap arkadaş. Bu arkadaşın boyu dışında eni de standart kebaplardan daha geniş. Kısacası, süper!


İçli köftelerinin de farklı bir tadı vardı ama gayet güzeldi.

Bu 50 cm'lik kebabı, taze mezelerimiz ile midemize indirirken, şef garsonla girdiğimiz muhabbet de yemek keyfimize ayrı bir tat kattı. Sayesinde masadaki bütün soğanı da kebapla birlikte midelerimize gömdük.



50 cm'lik arkadaşımızı gözümüzden süzülen bir damla yaşla bitirirken, garson'un "durun daha bitmedi" nidasıyla karşılaştık. Evet bitmemişti ve üstüne 2 çeşit tatlı, dondurma ve mevsim meyvelerinden oluşan 6-7 tabak daha geldi. Onları da midemizde kalan son boşluklara ite kaka sokuşturduktan sonra daha fazla yiyecek bir şey gelmeyeceğini öğrenerek rahatladık ve sandalyelerimize kabak gibi yayıldık.

Sayamadığım çeşitlilikteki bu masanın bize ederi ise adam başı 35 tl oldu. Genele vurduğumda ne çok iyi ne çok kötü bir fiyat, tam kıvamında ve yemekler bu paranın hakkını kesinlikle veriyor. Restoranın politikasında mönü yok, masanıza her şey geliyor. Ama bu mantık çerçevesinde fiyatlara tek tek bakıldığında, fiyatların kötü niyetli olmadığını anlıyorsunuz; zaten hesap dökümü gelince de bütün ayrıntıları görebiliyorsunuz. Benim için tek can sıkıcı nokta, yiyemediklerimizin ziyan olacak olmasaydı. Bu israfı önlemek için belki mönü de ufak bir esnekliğe gidebilirler; bu da naçizane tavsiyemiz olsun.

Kolcuoğluna Bostancı sahilden sarı dolmuşlarla ya da minibüs yolundan Küçükyalı sahile inerek erişebilirsiniz. Küçükyalı alt geçitinden geçip, Maltepe tarafına doğru yapacağınız 5 dakikalık bir yürüyüşle mekana gidebilirsiniz.

İsteyene internet siteleri de var: http://metrelikkebap.com/

Onursuz Kıl Adam yedi.

Afiyet olsun!

21 May 2010

Mahmutbey Kanatçısı {Kozyatağı - İstanbul}

Fast Food kanattan baydığım, mangal yakma imkanından uzak kaldığım bir dönemde, kanat açlığımı gidermek için imdadıma yetişen Mahmutbey Kanatçısı oldu. Bundan sonra da tavuk kanadı aş erdiğimde ilk adresim olacak gibi duruyor, yoksa evime yakın olmasıyla bir ilgisi yok!

Anadolu yakasının en iyi kanatçılarından biri olan Mahmutbey'le tanışmak için minibüs yolundan geliyorsanız(ne taraftan gelirseniz gelin fark etmez), yol üstündeki Cızbız Köfte'yi(Kadıköy tarafına giderken sağda) görür görmez inin, yanındaki yoldan dümdüz yukarı yürüyün. Çıktığınız ana cadde İnönü caddesi olacak ve bir 100 metre sağa yürüyüp karşıya geçtiğinizde, kocaman bir bahçesi ve klasik bir havaya sahip Mahmutbey Kanatçısı karşınıza çıkacak; tavuk kokusu burnunuzu tırmalamaya başlayacak. Kozyatağı İnönü caddesine yakınsanız da, caddeye çıkarmaz çıkmaz direkt 53 numaraya yönelmeniz yeterli.

Mahmutbey'e vardıktan sonra mönü isteminize gerek yok. 3 çeşit yemek şansınız var: Tavuk şiş, kanat ve ızgara köfte. Zaten buradaki asıl hedef tavuk olduğu için de köfteye halleneceğinizi sanmıyorum.

Tavuk Şiş ve Kanadın porsiyon fiyatları 11 TL. Fiyatlar, kebapçılar ve fast food kanatçılarla kıyaslandığında oldukça makul. Ama kolay doymayan biriyseniz bir porsiyon kanat sizi kesmeyecektir; 1.5 porsiyon şart yani. Fotoğrafta da 1.5 porsiyonun ne kadar olduğunu görebilirsiniz.


Tavuk şişin porsiyonu ise beklediğimizden çok daha büyüktü. Büyüklüğünü gördüğümde aldığım haz ise tadını damağımda hissetmemle tavan yaptı. Bundan sonra şiş yemek için bir numaralarım; tavuk şiş için Mahmutbey Kanatçısı, kuzu şiş için Cemre Kebap. İkisinde de bir kilo pamukla, bir kilo şişin aynı "lezzette" olduğunu anlıyorsunuz.


Kanatların ve şişin servisindeki güzel ayrıntılardan biri de yemeklerin altındaki kızarmış ekmekler. Oldukça güzel kızarmış olan ekmekler lezzeti tamamlıyor. Tercihinize göre acılı da alabiliyorsunuz. Mis gibi.

Mekandaki diğer hoşuma giden bir ayrıntı da, size pakette ıslak mendil yerine bildiğiniz bez parçalarını ıslatarak getirmeleri oldu. Bazı kişilerin hoşuna gitmeyebilir ama bana anneannemin ıslak bezle ağzımı yüzümü silmesini hatırlattığı için bayıldım. İki elle bata çıka yediğim kanatların izinden de eser kalmadı. İlk günkü gibi oldum anlayacağınız.



Mekanın bir internet sitesi de var: http://meshurmahmutbeykanatcisi.com/ Adres ve telefon bilgilerine buradan da ulaşabilirsiniz.

Afiyet olsun.

Onursuz Kıl Adam yedi.


18 May 2010

Happy Moon's {Şaşkınbakkal - İstanbul}

Bağdat Caddesi’ne indiğinizde yüksek fiyatlı, küçük porsiyonlu tonlarca restoran size hitap etmiyorsa, tam doymamış olarak masadan kalkarken ödediğiniz hesap yüzünden kendinizi enayi gibi hissediyorsanız bir de Happy Moon’s’u denemenizi öneririm.


Marks & Spencer’ı geçtikten hemen sonra, yolun sağ tarafında “Happy Moon’s” tabelasını görüp iki apartmanın arasından içeriye giriyorsunuz. Eğer yemek saatlerinde geldiyseniz kapının önünde ufak çaplı bir sıra görmeniz olası. Yine de korkmayın, şu ana kadar 10 dakikadan fazla bekleyen insan olduğunu görmedim.

Mekan açık ve kapalı olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Özellikle bahar ve yaz aylarında açık bölüme talep fazla olduğu için burada masa bulmak için bir süre sıra beklemeniz gerekebilir. Defalarca gitmiş olmamıza rağmen şimdiye kadar kapalı kısımda oturmak için hiç sıra beklemedik.


Masaya oturduktan sonra et yemeklerinden tavuk yemeklerine, kreplerden salatalara kadar onlarca yemek seçeneği arasından seçiminizi yapıyorsunuz. Servis oldukça hızlı diyebiliriz. İstediğiniz yemek ve yoğunluk durumundan bağımsız olarak siparişiniz en fazla 10-15 dakika içerisinde masanızda oluyor. İçinde 450 gr et, patates ve garnitür olan bir mönü halinde tahta üzerinde servis edilen T-Bone Steak (27 TL), Tavuklu Noodle (14.75 TL), 200 gr et ve özel sosla hazırlanan Happy Moon’s Burger (15 TL) en beğendiğimiz yiyecekler arasında. Bir tavuklu – mantarlı krep hastası olarak ise Happy Moon’s krepini çok başarılı bulamadığımı söylemem gerekiyor. İçecekler arasından, içinde ince ince dilimlenmiş yeşil elmayla servis edilen limonata da pek hoşumuza gitti.

Onursuz Kıl Adam'ın Happy Moon's Burger Notu:

Masanın en oburu olarak 200 gr.'lık Happy Moon's Burger'i ben yedim. İster istemez de Dükkan Burger'le bir kıyas içine girdim. Her ne kadar ikisinin etlerinin yapım şekli farklı olsa da, Happy Moon's Burger, Dükkan Burger'den fiyat performans olarak kesinlikle çok daha iyi. Tat olarak da dişli bir "alternatif". Happy Moon's 'un özel yapım sosu da burgerin tadını katlayan en önemli etken. Dükkan Burger'i sevenlerin de sevmeyenlerin de denemesini tavsiye ederek uzaklaşıyorum.


Fiyat aralıklarının salatalar için 12-17 TL, burgerler için 11-16 TL, makarnalar için 12-16 TL, et yemekleri için 14-27 TL, pizzalar için 12-16 TL aralığında olduğunu söyleyelim ki, ödeyeceğiniz hesap konusunda bir fikriniz olsun. Mekanda aynı zamanda 10-13 TL aralığında diyet yiyecek tabakları bulabileceğinizi de eklemek isterim.


Bağdat Caddesi üzerinde, ama Bağdat Caddesi’nin karmaşasından uzakta ya da Kadıköy’de ya da Fenerbahçe’de büyük porsiyonlu, uygun fiyatlı güzel yemekler yemek istiyorsanız Happy Moon’s tam size göre. Mekanla ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz web sitesi: http://www.happymoons.com.tr/

12 May 2010

Ezogelin {İsmetpaşa Cd. - Uşak}

İlk defa İzmir dışında bir şehirden, eşimin memleketi olması sebebiyle sık sık gittiğimiz Uşak'tan karşınızdayım sevgili lezzet severler. Her gelişimizde uğramayı adet edindiğimiz mekan olan Ezogelin'i buranın yerlisi olan kime sorsanız tarif eder size. Hani bilirsiniz nüfusu fazla olmayan şehirlerin ortak özelliği olan bir 'mecburiyet caddesi' vardır. Tatil günleri gençlerin uğrak yeridir, bir solukta boylu boyunca yürünmesi durumunda her adımda bir tanıdığa rastlanması olmazsa olmazıdır. İşte Uşak ili mecburiyet caddesi olan İsmetpaşa caddesinin sonunda, Belediye'nin arkasında diye tarif edebileceğimiz bir yerde bu Ezogelin. Ayrıntılı bilgi için www.ezogelin.com
Yanlız bu kadar popüler bir mekanın Öz Ezogelin'leri, Ultra Ezogelin'leri de türememiş değil ama lütfen itinayla tarif ettiğim yeri arayınız, çünkü başka yerde şubemiz yoktur diyorlar kendileri. Sloganları da 'Ezogelin bize gelin' :)
















Aslında kebap insanı değilim ama gel gör ki bu mekanda zevkler ve renkler birbirine girebiliyor. Öncelikle iki katlı kısmın üst katını fotoğrafladım sizin için, tipik bir kebapçı atmosferi, Türk motifleriyle süslü, açık mutfak ve hayli temiz.















Şimdi asıl bomba geliyor, aşağıdaki fotoğraflarda gördüklerimiz 'ikram' efendim. Burada yemeklerin geç gelmesi insanları kesinlikle rahatsız edemez, hatta ikramlar bitince acaba yemeği nasıl yerim endişesi baş gösterebilir. Geç gelsin de acıkalım moduna girebilirsiniz. Tam da benim gibi sabırsızlara göre aslında. İkram olarak keşkek, --- evet ya yanlış duymadınız bildiğiniz kuzu etli keşkek, ana yemek bu-- salata, cevizli tulum loru, sucuk -- yaa ama nasıl sucuk bak canım çekti-- çiğ köfte, güveçte peynirli mantar, tereyağı ve tabi ki muhteşem lavaş ekmeği geliyor.















Biz buraya geldiğimizde bu blog'da yer alması gerektiğinden emindik ve hepimiz farklı tatlar denedik. Bir kere pidesi ortalamanın üzerinde, ben, favorim olan kaşarlı kuşbaşılıyı denedim. Pidesi çıtır ve etleri pişmişti, kaşkuşlunun tek hatası pide fırınını cayır cayır yakıp kuşbaşını çiğ bırakmak olurdu, işte burada o hatayı yapmamışlar. On üzerinden sekiz buçuk veriyorum, buçuğu pideyi özlememe verin lütfen, böyle durumlarda ne yazdığımı bilemiyorum.



















İskenderi kıymadan(bizim bey et döner sever burun kıvırdı) ama benim favorim bu gerçekten de. Dönerin içinde eti ve yağı ayrı ayrı görmeye tahammülüm yok, olacaksa böyle olmalı iskender. Zevk meselesi.




















Küçük birader Engin kuzu şiş dedi, ete kömürün tadı sinince o ağır kokusu kayboluyor, lokum kıvamında, ben bile denedim. Şimdi ne biçim gittimyedim yazarısın diyeceksiniz, etin yağını yemez, kuzu eti sevmez. Ama sizin için yaptıklarımı küçümsemeyin lütfen sadece koklamakla kalmadım kuzu eti tattım değerli lezzetseverler.
























Bunun sonunda bir de tatlı yemek lazımdı tabi yer kalsaydı, haydi beni geçin gerçek bir obur olan beyimin annesinin evine yürümeye mecali kalmadı desem abartmış olmam herhalde. Burada kahvelerimizi yudumlarken tek düşüncemiz eve gidip uyumak iken üç saat İzmir yolunda direksiyon sallama mecburiyeti bizi derin düşüncelere daldırdı.

Gelelim fiyat-kalite olayına. Kişi başı onsekiz gibi bir fiyat ödedik, tabi bu Uşak için oldukça yüksek bir meblağ, ben ise İzmir'deki tikky kebapçılardan doymadan kalktığım günlerin hatırına helal olsun diyorum.

4 May 2010

BBQ Chicken {Taksim - İstanbul}

Kuş gribi "hastalığı"yla beraber (ya da paranoyasıyla) beynimizdeki gerçek tavuk tadı yavaş yavaş değişmeye başlamıştı. Gerçi, artık tatları kalmadığı için değişecek bir şey de kalmadı ya...

Kuş gribi paranoyasıyla beraber esnaf lokantaları işlerini kaybederken, piyasa "daha güvenli" mottosuyla fast food yapılı tavukçulara kaldı. Onlar da her geçen gün daha tatsız tavuklar yapmaya başladılar kanımca. KFC de bu yapıda piyasaya hakim zaten. Bir dönem Hot Wings'lerini 2-3 günde bir yerdim. Yine bir KFC gecesinin ardından, kalan tavukları ertesi sabah yemeğe çalışırken, üzerindeki harcın resmen plastikleştiğini gördüğümde, çok zorda kalmadıkça yememeğe başladım(bknz. zorda kalmak: açlıktan ölmek, gözün doymadığı zamanlar).

KFC, Türkiye piyasasının ekmeğini yerken ortaya Popeyes çıktı. Beklentisiz bir şekilde, yeni ve iyi bir alternatif bulma umuduyla hemen kendimi Popeyes'in kollarına bıraktım. Sonuç; daha ucuz ve KFC ile hemen hemen aynı tatta (yani tatsız) tavuklar. Tek avantajı koca bir kova tavuğa, KFC'den 10 lira daha az vermeniz...

Başlığı gören ve buraya kadar okuyan birisi şöyle düşünebilir: Adam, iki "çıtır" tavuk zincirini o kadar yerdi, herhalde BBQ Chicken'da onlardan çok daha iyi, alternatif olmak yerine onların yerini alacak bir tat buldu. Evet, ben de aynı düşüncülere sahip olmak için gitmiştim ama maalesef bunu başaramadım.


BBQ Chicken, Güney Kore merkezli bir Franchise ve adındaki BBQ, sanılanın aksine Barbekü anlamında değil Best of the Best Quality Chicken ( Çok Acayip İyi Tavuk!) açılımında.



Gelelim tavuğun faydalarına. Kanat hastası ve gözü doymayan birisi olarak mönüdeki fiyatları gördüğümde biraz hayal kırıklığına uğradım. 4-8 parça tavuklu mönüler 10-15 tl civarında. 30 parçalı mönüler ise 45! tl'ye kadar çıkıyor. Bu şartlar altında, ben, nispeten daha performanslı olan tekli, 8 parça BB Wings aldım (10.75 tl), Spooky ise Golden Strips mönü(o da hemen hemen aynı fiyattı sanırım) aldı. Beklediğimden biraz daha geç gelen bu tatlardan sonra, lafı fazla dolandırmadan şunu söyleyebilirim ki; kanatları KFC'den daha çıtır, tavuğu kaplayan harç biraz daha lezzetli, verdikleri tatlı, ekşi vs. soslar gerçekten kaliteli ama tat olarak rakiplerinden çok çok daha iyi değil. Fiyat/Performansı da diğer rakiplerinden kötü olduğu için çok sık gideceğimi sanmıyorum ama açlığımın tavan yaptığı bir zaman diliminde kendisine bir şans daha kesin veririm. O değil de, artık fast food yapısının dışındaki kanatçılara daha çok yönelme vaktim gelmiş...

BBQ Chicken Internet Sitesi

İstiklal caddesine girin, devamlı sağa bakara yürüyün, Galatasaray Lisesi'ni geçtikten birkaç yüz metre sonra göz göze geleceksiniz.

Afiyet olsun.


M.I.L.F. düşündü, biz pişirdik! Diğerlerine de afiyetle yemek düştü. ( I. IV. 2010, Baghdad )




GittimYedim.Com, çok yazarlı, sosyal bir yemek girişimidir. Bu sitede gezdiğimizi gördüğümüzü değil, yediğimizi içtiğimizi anlatırız.




copirayt mopirayt: Bir takım şuursuz oburlar - © 2012


















 
Copyright 2009 Gittim Yedim. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan