30 Mar 2010

Hanedan {Çeşme - İzmir}

Kahvaltı mekanlarından başlamışken öyle devam edeyim istedim. Bu seferki oldukça da meşhur bir yer. Mehmet Yaşin'in Yol Üstü Lezzet Durakları'nda uğradığı ve zeytinyağlı enginar yediği bir mekan. Böyle meşhur olunca da zaman geçtikçe bir şeyler bozuluyor. Durun baştan anlatayım.

İzmir'den Çeşme'ye eski yoldan giderken veya otobanın Zeytinler ayrımından eski yola girip Çeşme tarafına döndüğünüzde, Uzunkuyu mevkiinde sağlı sollu mekanlar görürsünüz. Bunlar pazar sabahları serpme kahvaltı verirler, akşama da ızgara et spesiyallerini severek yiyebilirsiniz. İşte baharın yaklaştığı, Mart'ın da kapıdan baktırmadığı şu günlerde Çeşme'de geçireceğimiz ortalama on sekiz santigrad derece bir haftasonunu fırsat bildik, geçen senelerde de yaptığımız gibi kahvaltıya Hanedan'a gidelim dedik.


Bir kere mekan oldukça büyük, zaten hep büyüktü ama sanki bana çocuk parkının yanına yeni masalar eklenmiş gibi geldi, ne de olsa bir senedir gitmiyorum, hatırlamamam normal. Bu mekanın pek bilindik bir işletmecisi vardır, bilindik ama ben ismini bilmiyorum :) Kendisi de sürekli koşuşturup diğer elemanlarla birlikte servis yapar, bir de gelen geçenin hatırını sorar, sıcakkanlı birisi. Yine çok kalabalıktı, bir koşuşturmadır gidiyordu, park yeri zar zor bulup bir masaya kendimizi attık. Bu arada, çocuk parkının gürültüsünden uzak kalmak için de mekanın terası diyebileceğimiz yerde çıkış kapısının hemen yanındaki masayı gözümüze kestirdik. Giriş kapısına yakın olursa servis iyi olur aklımızca...

Bu yazının sonuç cümlesini buraya unutmadan yazayım sonra gerekirse tekrar yazarım. Bu mekana açsanız gitmeyin! Mesela İstanbul'dan Çeşme'ye akan ünlü simaları görmek istiyorsanız veya onlardan biriyseniz önceden kahvaltınızı edip gelirseniz, burada doğanın ve çocuk cıvıltısının (!) tadını çıkarabilirsiniz. Bizim, kahvaltımız için sipariş verebilmemiz yirmi dakika, siparişlerin gelmesi ise artı on dakika sürdü. Bu karmaşada yumurta veya börek gibi sıcak bir şeyler istemeyi aklımızdan bile geçirmedik tabi. Oysa ki giderken, şu daha önce yiyip de doyamadığımız sucuklardan da isteriz diye düşünüyorduk. Sipariş verirken aklımızdan geçen ise masada önceden oturanlardan kalan ekmek sepetini almasalardı keşke idi. İşte serpme kahvaltımız:


Şimdi, servisi bu kadar kötülemişken aslında belirtmem gerekir ki elemanlar hakikaten boş durmuyorlar, sürekli koşuşturuyorlar. Ama bizim masaya bakan elemanın, yan masada siparişleri geç geldi diye söylenen müşteriye söyledikleri aslında herşeyi özetliyordu, "Pazar günü olduğundan yetişemiyoruz." Belli ki insanlar buraya pazar günleri kahvaltıya gelecek, belli ki bu kadar masanın hepsi pazar günü dolacak, belli ki. Neyse...

Serpme kahvaltıya gelmişken, burada iyi bir şeyler yazmak istiyorum :) Çok fazla çeşit olmasa da porsiyonlar büyük, açlıktan ölmek üzereyken hepsini sildik süpürdük tabi. Balon lavaş sıcak ve lezzetliydi, bal kaymakla süper üçlü. Sonuç cümlesini de yerine yazayım da bitsin, açsanız bu mekana pazar günü gitmeyin, diğer günleri bilemiyorum, yorum yapmayayım.

24 Mar 2010

Balık Pişiricisi {Alsancak - Izmir}

Şöyle manzaraya karşı adamakıllı bir balık yiyelim demiştik. İlk adresimiz Kordon'daki Balık Pişiricisi Veli Usta oldu.

Şimdi lezzetler tamam iyi hoş da, eğri oturup doğru konuşalım. Veli Usta adeta bir fast-food balık restoranı. Neden böyle diyorum? Hani insan kırk yılın başı paraya kıyıp rakı-balık keyfi yapmaya gider ya. İşte bu mekan o kadar kalabalık, o kadar ilgilenmiyor ve o kadar tabakları kafaya atıp gidiyorlar ki, insan rahatsız oluyor.


Karşıdan gözüken manzara bu oluyore.

Normal şartlarda takmayacağım böyle detaylar, rakı keyfini kaçırıyor.


Yukarıda gördüğünüz balıksız masamız, mezeler ve kalamar aldık ve küçük rakı 150 lira civarında tutmuştu.


Şimdi mekanın artı ve eksilerini "bence" yazıcam size, fikre siz karar verin..

Artıları

+ Kordon'da, manzaraya karşı.
+ Balıklar ve deniz ürünleri her zaman taze.
+ Yan mezeler lezzetli ve taze.
+ Salataları çok leziz.
+ Deniz Restaurant'tan daha ucuz :)

Eksileri

- Servis çok yavaş.
- Yer bulmak imkansız.
- Fiyat/kalite orantılı değil. Fiyatlar çok yüksek, ancak servis şeklinin bir öğle yemeği lokantasından farkı yok.
- Mekan o kadar dolu ki yanda oturan insana çarpmadan yemek yemek imkansız.
- Garsonları yakalayıp sipariş vermek çok zor.
- Yemek sonrası çay istediğinizde poşet çay getiriyorlar {benim için son derece eksi bir puan}.
- Hesaba dikkat etmezseniz fazla yazabiliyorlar, öderken adisyonu kontrol etmek gerekiyor.
- Tatlı alternatifleri yok.

23 Mar 2010

Dükkan Burger {İstanbul}



Merhabalar;

Bu yazımızda, adını artık pek çok insanın bildiği ve beğendiği bir dükkanı, Dükkan Burger'i ve herkesin övdüğü hamburgerini sizlere tanıştıracağız.


Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, arkadaş yok böyle bir şey. Yani hamburger yeriz diye gittik bambaşka bir şeyle karşılaştık. Bahsedeceğimiz hamburger "dükkan burger" olarak anılmakta ve 200gr köfte, soğan, dana bacon ve peynir ihtiva etmekte.

İki parça halinde servis edilen hamburgerimizi, hamarat aşçı arkadaşlarımız, et tam kıvamındayken ortadan ikiye bölüyor ve iki yüzünü de dağlıyor. Böylece her tarafı mühürlenmiş olan kocaman hamburgerimizden toplamda, belki 2 - 3 damla yağ kağıdımıza ya damlıyor ya damlamıyor. Ekmek de hafif kızartılıp servis edildiği için dışı çıtır ama içi yumuşacık bir his sunuyor. Isırdığınızda ise karamelize soğanlar ve dana bacon ile güçlerini birleştiren yumuşacık köfte can sıkıcı mükemmellikte bir damak tadı sunuyor.


Biraz da yan ürünlere bakarsak, ağız sulandırıcı hamburgerimizle beraber söylediğimizde gelen patatesten de çok memnun kaldık. Tabi bunda el yapımı hardalın payı yadsınamaz. Masadan kalktığınızda damağınızda çok güzel bir et ve hafif bir hardal tadı kalıyor. Mideniz ise sanki 200gr eti yememiş gibi "Daha ver ulan daha veeeeeeeeerrr" diyor.

Klasik restorant sunumlarından farklı olarak ahşap masalarda kağıt üstünde yiyorsunuz. İşletme böyle bir yöntem izleyerek hem rakiplerinden farklı bir hava yaratmış hem de işletme giderlerinden oldukça kıvrak bir manevrayla sıyrılmış.

Sadece Dükkan Burger yediğim için diğer çeşitleri tam olarak bilemeyeceğim, ancak deneyen arkadaşlarım memnun kaldıklarını söylediler.

Dükkan Burger'e Bağdat Caddesi boyunca 2 yerde rastlayabilirsiniz. Ayrıca Bebek, Maslak ve Ataşehir'de mevcut. İstanbul dışında ise sadece İzmir Alaçatı'da şubeleri var.

Geldik en önemli konulardan birine, fiyat. Hamburgerimiz ne kadar midemizi okşuyorsa menü fiyatları da bir o kadar can yakıyor. Tek hamburgerlerin fiyatları 12-20TL arasında değişirken Dükkan Burger'e ismini veren hamburgerimiz 20Tl ile en önde bayrak sallıyor. Sadece hamburger yemek saçma geldiği için yanına illaki 4tl patates ve 4tl'de kola eklenince fiyat 28TL'yi buluyor. Biraz irice bir insansanız, 50Tl ve üzeri hesap ile ayrılmak işten bile değil.

Lezzet konusunda rakiplerine fark atan Dükkan Burger, fiyat konusunda, ne yazık ki, bizce sınıfta kalıyor. Marka konumlaması olarak üst sıralara oynamak istediğinin farkındayız, ancak genç oburlar olarak sürekli yemek istiyoruz, ne yapalım? Totalde 28TL'lik fiyatı görünce çoğu zaman menüsü doyurucu olan komşu dükkanlara gitmekten kendimizi alamıyoruz. Zira tek dükkan burger çoğu zaman kesmiyor =).

Onursuz Kıl Adam'ın eki(Editör tribi):

Dün Atrin'in bu güzel yazısı üzerine hamburger eşik değerimi aştım ve gece http://www.yemeksepeti.com 'a daldım. Oturduğum yere en yakın olan Ataşehir - Dükkan Burger şubesinin menülerine daldığımda da, Şaşkınbakkal şubesinden farklı bir menü ve bir sürprizle karşılaştım; Dev Burger=400g et, 3 cheddar ve tereyağı! Hayvan Burger yazsalar daha doğru olurmuş aslında;


Ayrıca Dükkan Burger yemeksepeti üzerinden beni yine şaşırtarak, 2. olarak alabileceğim diğer bütün burgerlerini yarı fiyatına, yani promosyonlu olarak bana sundu. Ben de bu teklifi geri çeviremedim ve denemek için bir adet de cheeseburger(150g et) istedim. Aşağıda ikisinin boyutlarının karşılaştırmalı görüntüsünü görebilirsiniz:


- Yarım kiloluk manyaklık

Fiyatlar hala burger konsepti için bence uçuk, ama işin içine Dev Burger ve Yemeksepeti promosyonu girince, Dükkan Burger'den bir şeyler yemek için artık iki kere değil bir kere düşüneceğim. Ya da kırk yılda bir yerine ayda bir de uğrayabilirim:)

Firmanın internet sitesi için:

http://www.dukkanburger.com/

Tarihi Eminönü Balıkçısı {Eminönü - İstanbul}



Arkadaşlar öncelikle hepimize afiyet olsun,

Uzun zamandır haşmetli göbeğim ve ben gittimyedim.com'da yazmak istiyorduk. Daha yeni fırsat bulabildik, hepinizden özür dileriz.

İstanbul'a yeni taşınmış bir insan olarak Eminönü'ne gitmezsen İstanbul'u görmüş sayılmazsın dediler. Biz de ne yaptık, alacaklarımız birikince bir seyahat planladık. Seyahat diyorum, çünkü oturduğum yer olan Ataşehir'den oraya geçmek toplu taşımayla cinnet, otomobil ile cinayet sebebi.

Neyse efenim biraz mekanı tanıtalım;

Deniz otobüslerinden indiğinizde ya da otomobilinizi park edip sahil şeridine geldiğinizde sizi 3 adet, bir oraya bir buraya sallanan balıkçı teknesi karşılıyor. Nişanlım kişisinin söylediğine göre bu şatafatlı, içinde taht bile bulunan altın rengi tekneler, eskiden alalede balıkçı tekneleriymiş. Belediye, gelirlerinin çok fazla olduğunu ve isim yaptıklarını öğrendikten sonra bir düzene girmelerini şart koşmuş ve haliyle vergiye bağlanmış.


Haftaiçi oturacak yer sıkıntısı yok, 30sn göz gezdirince illaki kalkan birileri bulunuyor. Ancak haftasonu tam bir keşmekeş. Sıraya kaynayan mı ararsınız, birbirinin ayaklarını ezenler mi ararsınız, ne ararsanız var. Ayrıca ortamda o kadar çok insan var ki çanta, cüzdan, telefon gibi değerli eşyalarınızı ortalık yerde tutmamanızı öneririm.



Lezzete gelince, ben balık sevmeyen ve aramayan bir insan olarak bu balık ekmeğin hastası oldum efendim. Palamut denen bu balığı bu abiler nasıl yapıyorlarsa pamuk gibi oluyor. İştahla ısırırken kendinizi kaybedip 2. yarım ekmeği almak için kendinizi tekrar sırada bulabiliyorsunuz. "Bayattır onlar, balık dediğin evde yapılır" diyebilecek arkadaşlarımız için ise şöyle söyleyebilirim; inanılmaz bir sirkülasyon var ve bayat olma şansları hemen hemen yok.



Tarihi Eminönü Balıkçılarından 3 kere yeme şansım oldu ve hepsi çok başarılıydı ancak ortadaki balıkçı arkadaşımızın, balığın kılçıklarını ayıklamada, baştaki ve sondaki meslektaşlarına göre biraz daha amatör olduğunu söylemem gerek. Bir sonraki ziyaretimde, artık boş masa sayısına göre ya baştaki ya sondaki tekneye gideceğim.


Ayrıca bilgi vermem gerekir ki, ortamda sinir katsayınızı yükseltecek tek şey sıkışık oturma düzeni değil, elindeki ıslak mendilleri ağzınıza yüzünüze uzatıp "slak mendil" diyen gençler. Ne diye agresyon yapıyorsun diyebilirsiniz, ancak her 10sn'de bir böyle bir durumla karşılaşınca insan birazcık sinirleniyor, ama elinizdeki lezzetli balık ekmek onu hemen unutturuyor.


Masanıza uğrayan kişilerden bahsetmişken, turşuculardan bahsetmemek olmaz. Bu arkadaşlarda hem limonlu hem sirkeli bulmanız mümkün. Neşeli Günler isimli filmde Adile Naşit ve Münir Özkul bu konu yüzünden birbirine giriyorlardı hatırlatayım. =) Ayrıca bu arkadaşlar aşağıda göründüğü gibi turşu suyunun bazı hastalıklara iyi geldiğini söylemekte. Uyarmak zorundayım efendim, ülseriniz ya da mide rahatsızlığınız varsa sakın ama sakın turşu suyu içeyim demeyin. O trafikte hastaneye zor yetişirsiniz. =)


İşte her derde deva turşu suyu =)


Kıssadan Hisse;

5 dakikada karnını lezzetli bir şekilde doyurup Eminönü'ne dalmak ya da evine doğru yola çıkmadan önce mola vermek için çok güzel bir mekan. Sallanan tekneler ve insan çeşitliliği, teknelere uygun giyimli çalışanlar ve sürekli fotoğraf çeken turistleriyle görülmesi gereken bir lezzet durağı.

Fiyat:
1 adet yarım ekmek 4tl

Not: Masaya gelen çocuklardan mendil almak yerine, balığınızı uzatan arkadaşa söylerseniz size bedava kolonyalı mendil vermekteler ve bu kolonyalı mendili yemek yediğiniz sırada masanızda tutarsanız sizi rahatsız etmeyeceklerdir. Bu kıyağımı da unutmayın. =)


Afiyet olsun.

22 Mar 2010

Yedi-Sekiz Hasanpaşa Fırını {Beşiktaş - Istanbul}

Efenim güneşli bir günden hepinize merhaba!

Gittim Yedim ekibi olarak tam hız yazılarımıza devam ediyoruz. Ekibimize Izmir'den Ozge ve California'dan Hande de katıldı, kendilerine ağzımız dolu yemek yerken, ağız arasından da olsa kocaman bir hoşgeldin diyor ve son sürat yemeye devam ediyoruz, bizi izleyin anacım!

Bugünkü misafirimis Istanbul Beşiktaş'tan tarihi bir fırın. O kadar tarihi ki girişindeki taşlar eskimiş ve unlu mamullerinin tadı yıllardır değişmiyor. Çocukluğumda annemin elimden tutup götürdüğü, un kurabiyesi ve börekçikler aldığımız fırın, Yedi-Sekiz Hasanpaşa.

yedi sekiz hasanpaşa fırını beşiktaş
Temelde bir ekmek fırını olmakla beraber, tadı mükemmel, değişmeyen unlu mamülleri var Yedi-Sekiz Hasanpaşa'nın. Ufak acıbademcikler, minik börekçiklikler, yassı galetalar, halka, un kurabiyesi, susamlı çubuk, poğaçacıklar aklıma ilk gelen ciciler..

yedi sekiz hasanpaşa fırını beşiktaş
Bu güzelliklerden, "abi 2 tane ondan, 3 tane bundan" diye bir kesekağıdına doldurtup, iskeleye inip, çay eşliğinde sıcak sıcak yemek son derece makul bir hareket.

Acıbadem, halka ve minik börekçikleri eşsiz lezzette, demedi demeyin. Fiyatlar gayet normal, fırından alıyorsunuz neticede.

Bir başka fırın hikayesinde görüşmek dileğiyle.. Esen kalınız..

In-N-Out Burger - California

Herkese California'dan selamlar,

Gittim Yedim ailesinin yeni uyesi olarak elimden geldigince Orange County - Los Angeles bolgesinde neler yiyebilirsiniz gostermeye calisacagim.
Ismim Hande. Yaklasik 2 senedir Guney California'da ikamet etmekteyim. Gittim Yedim en sevmedigim siteler arasinda bir numara... Saka saka. Turkiye'den uzakta gecenin bir yarisi Inci profiterol yazisi gorunce insan cok da sevimli duygular hissetmiyor hani :)

DSC07798



Bu giris bolumunu gectikten sonra ne yedim anlatmaya baslayabilirim. Ilk yazim icin California'ya ve Amerika'ya has bir yemek secmeye calistim :) Bence dunyanin en guzel hamburgeri In-N-Out da yenir. In-N-Out 1948 yilinda California'da kurulmus bir hamburger restorani. Onlari farkli kilan ne var derseniz, bir kere dondurulmus urun kullanmiyorlar. Hersey taze pisiyor. Patatesler orada kesilip kizartiliyor, etler de bildigim kadariyla gunluk geliyormus. Bunun yani sira burada drive-through dedigimiz arabaya serviste hoperlor-mikrofon kullanarak siparis vermeyi de ilk icat edenler de onlar.


DSC07793

In-N-Out'lar yogunlukla California'da, Nevada ve Arizona'da yer aliyor. Hala aile sirketi yapisini koruyorlar ve daha da acilmayi dusunmediklerini belirtiyorlar. Ozetle dunyanin bu kosesinden baska yerde yemenizin mumkun olmadigi bir lezzet :)

DSC07794

Menuleri ise bu kadar. Ama bunun yani sira birde gizli menuleri var. Gizli menu dedigimde menude olmayan bir sey pisirmiyorlar. Sadece pisirme tarzinda bazi farkliliklar var.


DSC07795

Iste dunyanin en guzel burgeri. Solda gordugunuz benimki. Sagdaki ise vejeteryan, icinde koftesi yok. Ayni sekilde patateslerde ise biri normal digeri Animal Style. O da ne ki diyenleri okumaya devam etmeye cagiriyorum.


DSC07796

Iste her genc kizin hayali :). Animal Sytle Cheeseburger. Bu Animal Style burgerler In-N-Out'un gizli menusunden. Restoranin herhangi bir yerinde yazmiyorlar sadece siparis verirken Animal Style istediginizi belirtiyorsunuz. Farki ne derseniz, normal sogan yerine kavrulmus sogan koyuyorlar. Sanirim ekstra peynir ekliyorlar ve hardalli bir ekmegi var. Yerken hardal tadi almiyorsunuz ama ekmeginde bir tatlilik, guzel degisik bir lezzet var.

DSC07797

Bu ise Animal Style patates kizartmalari. Normal kizarmis patateslerin ustune kavrulmus sogan, erimis peynir (amerikan peyniri diyorlar burada ona cheddar gibi tadi) koyuyorlar. En ustunede de In-N-Out Spread dedikleri bir sos var. Sanirim sos Thousand Island ama bu konuda kesin bilgim yok.

Umarim bu yazi sizi aciktirmistir :) Bizi okumaya devam...

Hande

19 Mar 2010

Dağmaran

Bornova'lıların kahvaltı mekanı olarak fazlaca rağbet ettiği Çiçekli ve Yaka köyleri gün geçtikçe yeni mekanlarla dolmaya başladı. Size -en- uzaktakini, belki de en sempatiğini tanıtacağım, buraya müdavim olmamızı sağlayan mekanı işleten güleryüzlü aile ve ev yapımı doğal ürünleri.. Ulaşmak için Dağmaran yazılı okları sabırla izlemek gerekiyor, Yakaköy meydanını -ki buraların bir diğer meşhur kahvaltıcısı Köyüm de buralarda- geçmek gerekiyor, biraz sabredince süper bir manzaraya ulaşıyorsunuz.

Yalan olmasın hiç yazın (veya baharda) gitmedik ama tahmin ediyorum bahçesi bu manzarayla iyi iş yapıyordur. Biz sadece bahar öncesi açan kiraz çiçeklerini görüntüleyebildik..

İç mekan sevimli ve karmakarışık.. Bu kadar ıncık cıncık nesneyi bir arada bulup yerleştirmek zor zanaat olsa gerek. Kahvaltıyı bitirince ahşap tavanın bir köşesinden size bakan kirpiyi farkettiğinizde kirpiyi de alıp gidesiniz geliyor.. Aman kirpi kaybolmasın benden bilirler!

Serpme kahvaltıda gelen lor peyniri üzeri karadut reçeli ile ev yapımı krem peyniri benim favorim. Bal-kaymak çocukluğumda yediklerimi hatırlattı. Kahvaltıda yoğurt yemek gibi bir alışkanlığım olmadığından kahvaltıyla gelen ekşimsi tava yoğurdunu satın alıp evde yemeklerin yanında kullanabilirim. Serpme kahvaltı yanında eritme tulum, sucuklu, tulumlu veya pastırmalı yumurta veya spesiyalleri olan Dağmaran böreğini deneyebilirsiniz.
Cumartesi sabahları yer bulmak problem olmuyor ama pazar günleri özellikle kalabalık bir grupla gitmek isteyenler yer ayırtmalı; http://www.dagmaran.com.tr/
Dağmaran sadece kahvaltıcı değil gün içerisinde de servis veriyor, en yakın zamanda güveçte kuru fasulyelerini de deneyeceğim..

Bambi Büfe'de "Islak Hamburger" {Beyoğlu - Istanbul}

Kızılkayalar Leşburger'ini şurada yazmıştım, bu da onun kardeşi, Bambi Büfe'deki Islak Hamburger ve/veya Leşburger.

bambi büfe taksim

Aslında Leşburger yemek için ilk tercihimiz her zaman Kızılkayalar'dır ama, Gravel kaşarlı dürüm döner isteyince uğramıştık Bambi'ye. Uğramışken birer ıslak hamburger götürmeden olmaz değil mi?

Islak Hamburger Nedir? diye soranlara kapak olsun bu fotoğraf :P ;)

Not: Ne çok Beyoğlu'nda yemişiz yahu!

Bu Sefer Evde Yedik: Dr. Oetker Bitter Çikolatalı Puding

Biliyorum bu yazı Gittim Yedim.Com konseptine pek uygun değil ancak bu kadar çok lezzek freak'i bir arada toplamışken bunu yazmadan edemezdim.

Yıllardır istediğim şey oldu ve Balkanlar'ın en iyi bilimadamları benim için Dr. Oetker Bitter Çikolatalı Puding'i geliştirdiler!

Böyle tadı acı acı, en iyi kombinasyon için 2 paket Dr. Oetker Bitter Çikolatalı Puding, 1 paket Dr. Oetker Bademli Çikolatalı Puding'i, üzerinde yazan süt miktarından 1 bardak eksik olarak pişiriyoruz.

Kıvamı böyle yoğun yoğun oluyor, dilin üzerinde acı çikolata tadı bırakıyor..

dr oetker bitter cikolatali puding


Böylece, gidip yemeye gerek kalmıyor. Bugünlük de böyle olsun, paramız cebimizde kalsın :)

18 Mar 2010

Şirincan’da Kahvaltı {Güzelbahçe – Izmir}

Diyordum ya, Izmir’de benim için en iyi kahvaltıcı Patlıcan’dı diye. Patlıcan’ın fiyat/performans oranından daha tatmin edici ve denize yakınlığı açısından bana daha Istanbul’u andırdığı için son gözdemiz Güzelbahçe Şirincan Restaurant’ta kahvaltı.

Şimdi efenim, biz alternatif kahvaltı mekanları sorgularken Altınoluk diye bir yeri tavsiye ettiler bize. Aman şöyle güzel kahvaltısı, böyle güzel manzarası varmış. Yardırdık gittik, bu kadar zevksiz bir yer olamaz. Abicim denize sıfır bir yeri fayans kaplamışlar, bildiğin fayans! Insanlar fayansın üzerine oturmuş neymiş deniz kenarındayız diye kahvaltı ediyorlar.

Hani şey, anneannelerimizde fayansa bir sempati vardır ya. “Burayı fayans kaplatın evladım çamur olmaz yıkarsınız” filan derler, Altınoluk da deniz kenarı çamur olur mantığıyla tuvalet fayansı döşemiş işte.

Tuvalet fayansını görünce aklıma gelen ilk şey alaturka tuvalet, herkesin ellediği plastik iğrenç maşrapa ve üzerine çişlerin damladığı terlik olduğundan {böğğğk bir yemek blogunda bu kadar tiksinç konuşmamayı öğrenmem lazım} Altınoluk’ta kahvaltıdan soğudum.

Sonra Şirincan’ı gördük Altınoluk’un az ilerisinde, Güzelbahçe sahilde. Acaip sevdim orayı çünkü adamlar denize sıfır ahşap çıkma yapmışlar, masalar da bu çıkmanın üzerinde. Izmir’de nadir olarak denize sıfır oturup kahvaltı edebileceğiniz bir yer. Atladık tabi Gravel ile.

şirincan restaurant güzelbahçe izmir

Buraya 15. gidişimizde, son zamanlarda fiyat/performans/manzara açısından ettiğimiz en başarılı kahvaltının burada olduğuna karar verdik.

şirincan restaurant güzelbahçe izmir


Pazar sabahları denize sıfır masa için kuyruk bekleyeceksiniz baştan söyleyeyim. Ama genelde çocuklu aileler geldiğinden ve çocuklar huzursuzlandıkça alelacele yiyip kalktıklarından masalar çabuk boşalıyor :) İşte biz sabırlı oburlar olduğumuz için, içerideki masalara oturup çay söyleyip bekliyoruz.

Standart kahvaltıya, üç çeşit peynir, domates, biber, zeytin, reçel, tereyağ, bal kaymak vs dahil. Buna ek olarak; menemen, sucuklu yumurta, pastırmalı börek, paçanga böreği de söylüyoruz gittiğimizde. Iki kişiye tek serpme kahvaltı alıp, ekstralarla masayı zenginleştirmek daha hoş oluyor. 6-7 kişiysek de yine kişi sayısından az serpme kahvaltı alıp ekstraları çok tutmak mantıklı. Porsiyonlar doyurucu, sadece peynir tabağı gözümüze az gözükmüştü, söyleyip duble yaptırmıştık en son, para da almadılardı.

şirincan restaurant güzelbahçe izmir


Çay servisi çayı soğutan tipsiz kahve fincanlarında yapılıyor ancak isterseniz ince belli bardak getiriyorlar. Bu arada kahvaltıyla beraber çay termosu veriyorlar istediğiniz gibi içiyorsunuz.

Pazar sabah yoğunluktan siparişler geç gelebilir, masanız silinmeyebilir ama deniz kenarı keyfine değer.

şirincan restaurant güzelbahçe izmir


Mekanın en güzel zamanı bahar sabahları. Eğer sıcak yaz aylarında gidecekseniz de erken saatler, öğleye kalmadan.

Fiyatlar çok çok uygun. Yukarıda saydığım kahvaltıyı en son 6 kişi ettiğimizde 90 lira filan vermiştik. Masaya gelen şeyler bitmedi, menemenler, sucuklu yumurta, börek çeşitleri, sular, termos termos çay, bazlama, türk kahvesi.. Bence rakam son derece ortalama, kişi başına vurduğunuzda.

şirincan restaurant güzelbahçe izmir
Ulaşım

Arabasız ulaşım mümkün olsa da çok zor. Konak’tan Güzelbahçe otobüsüne binebilirsiniz ama biz bile araba bulup gidiyorsak siz de öyle yapın. Uzak çünkü :)

Adres

Şirincan Kilizman: Mithatpaşa Caddesi no:2 Kilizman Güzelbahçe/İZMİR
0232 234 44 30

şirincan restaurant güzelbahçe izmir


Bu son resimde de huşu içerisinde sucuklu yumurta bekleyen Gittim Yedim tayfasından iki kişiyi sansürlü olarak görebilirsiniz :D

17 Mar 2010

PideSun {Kadıköy - İstanbul}

Son dönemde çiğ köfteciler ve pilavcılarla birlikte en çok türeyen mekanlardan biri de pideciler. Şahsıma göre, "Oğlum merkezi yerde x'ci açalım, bu işte iyi para var" mottosuyla yemek işine giren Türk kafası, girdiği sektörün kalitesini direkt düşürüyor, hatta girdiği işi fast food konseptine çevirince olay daha da kötü bir hal alıyor. Pideciler arasında oluşan bu kötü seviyenin "en güzel" örneği de Şampi'dir(Ayrı bir yazı konusu yapmayı planlıyorum). Belki de bu topraklardaki en kötü açık kıymalı pideleri burada yiyebilirsiniz.



Benim yazımın konusu ise, bu pide işini hiç de fena yapmayan PideSun olacak. Kadıköy'ün merkezinde yer alan PideSun'la 2 sene önce tanışmıştım. O günden beri, çok sık gidemesem de, Kadıköy'de canım pide istediğinde ilk uğrayacağım yer konumundadır.

Açık, kapalı ve özel olmak üzere tam 38 çeşit pide var menülerinde. Fiyat aralığı ise 6.5 ile 10.5 TL arasında değişiyor. Kadıköy standartlarına göre fiyatları oldukça uygun diyebilirim.


Ben kapalı pide çok sevmediğim için hep açık pide yedim burada. Genelde de tercihlerim kıymalı, kaşarlı ve kaşarlı-pastırmalı oldu. Pideleri kuru değil, kıymalısının tadı ve kıvamı çok iyi, ama pastırmalı da kullanılan pastırmalar biraz tuzlu. Gerçi bu dışarıda yediğiniz her pastırmada geçerli. Israrları mekanlar aşırı tuzlu pastırmaları alıp, kullanıyorlar ve yemeklerin tadını batırıyorlar. Bilemiyorum, belki de ailemin Kayserili olmasından dolayı çok batıyordur bu durum bana. Kullandıkları kaşar ise ortalamanın üstünde, çabuk donarak lastik gibi olmuyor. Bu da güzel bir ayrıntı diyebilirim. Tabi bu, pide normal hızda yendiğinde geçerli.

Benim için en önemli kriterlerden biri olan doyuruculuğa gelirsek de, tek pide boyutu gayet tatmin edici ve doyurucu, ama gözünüzün de doymasını istiyorsanız, öncesinde çorba vs. içmeden 2 tane götürebilirsiniz.

Adres: Moda Caddesi Şükran Apartmanı No: 97 /1 (Migros Yanı) - Tel:0 216 347 31 55

Dertlerini anlatacak kadar bir internet siteleri de var: http://pidesun.com/

Onursuz Kıl Adam yedi.

İnci Profiterol {Beyoğlu - Istanbul}

Bugüne yine bir Beyoğlu klasiğiyle başlamak istedim. Biz Istanbullular zaten fazlasıyla aşinayız İnci'ye. Bunun yanısıra, yolu Beyoğlu'na düşüp de Inci Profiterol'e uğramayan pek yok, onu da biliyorum.

Bu yazım da bilmeyenlere gitsin. Yolunuz Beyoğlu'na düşerse, Inci'de ayakta durarak da olsa bir profiterol yiyin.

Şimdi ben aslında profiterol seven bir insan değilim. Ancak ben bile Inci'de profiterol yiyorum o derece güzel. Zaten bir profiterol bu kadar güzel ve hafif olmasa böylesine çılgınca yenmez sanıyorum.

Girişte solda duran amca, tabaklara profiterolü servis yapıyor. Girerken oradan alıp yiyor, yedikten sonra kasaya gidip ödüyorsunuz. Alıp alıp yiyorsunuz. Genelde haftasonları çok kalabalık oluyor, bizim gibi haftaiçi saatlerde boş oluyor, oturup yiyebiliyor ve fotoğraf çekme fırsatı bulabiliyorsunuz.

inci profiterol beyoğlu

Inci profiterolde her şey klasik. Dolaplarda klasik pastalardan bulabilir, nostalji yaşayabilirsiniz.

inci profiterol beyoğlu

Profiteroller böyle yatıyor dolapta. Dolup dolup boşalıyor bu kısım, sürekli yeni tabaklar geliyor oyy.

inci profiterol beyoğlu İşte çikolatanın süte doyduğu an. Lezziz bir Inci Profiterol yumağı.


inci profiterol beyoğlu

İnci Profiterol'de klasik, nostaljik çikolatalar da var alıp eve götürmelik.

inci profiterol beyoğlu

Bu da mekanda en sevdiğim detaylardan, eski bir bakkal terazisi.

inci profiterol beyoğlu

Yanında da kıtırlar, acı bademler ve tuzlular. Bir de fotoğraflamamışız ayva kurusu var, kendisi beyimin favorilerinden.

Yediklerinizin yanında da bir bardak serin limonata ferahlatır.

Bu hafta hep Istanbul'dan gittim, yarın ki yazım Izmir'den gelecek.

--

Bol kalorili günler efenim, esen kalın.
Sadık dostunuz, Irazca.

16 Mar 2010

Ara Cafe {Beyoğlu – Istanbul}

Aslında yolu Taksim’e düşenlerin genelde bildiği bir mekandan bahsedeceğim size bugün, ama şunu bilmekte fayda var: Bu blogda bizim amacımız gittiğimiz her yerin lezzetlerine ilişkin bir mekan-lezzet ansiklopedisi kurmak. Yani hayatında hiç Istanbul’a gitmemiş bir adam veya Izmir’e iş seyahatine gelecek bir meraklı, istiyoruz ki blogumuzu kurcalasın, tatları keşfetsin.

Bilmeyenlere hızlıca anlatayım Ara Cafe’yi.

ara cafe beyoğlu istanbul

Ara Cafe, Galatasaray Lisesi’nin hemen karşı sokağındaki minicik ara sokakta yer alan über entel bir yer. Ara Güler'in atölyesinin alt katında. San’at camiasından bir sürü isimle karşılaşabilirsiniz burada. Etrafta dizilerde oynayan oyuncular, ünsüzler, facebooktan tanışıp ilk randevuya buraya gelenler, tiki tiki saat kaç’ların yanı sıra harbi tiyatrocular oturuyor olabilir. Onlara kafa çevirmiyoruz, kendi dünyalarında yalnız bırakıyoruz. Unutmayın ki biz oburuz. Şanla şöhretle işimiz yok, boş şeyler bunlar. Ben de blog camiasının celebritisiyim ne var yani :P

Tekrar ediyorum, bizim amacımız onları görmek değil, Ara Cafe’de Balkan Köfte ve Hellim Peynirli Salata’yla, naneli limonata eşliğinde karnımızı doyurup, üzerine ince belli cam bardakta çay içip ıslak kek yiyerek toz olmak.

Haftasonları cehennem gibi kalabalık olur, uzun süre sıra bekler, sıra beklediğinizde yemek söylemek için bekler, yemek söylediğinizde gelsin, bittiğinde de hesap istemek için beklersiniz.

ara cafe beyoğlu istanbul


Bu yüzden ne yapıyoruz? Prime-time’da ziyaret etmiyoruz burayı. Yerine, haftaiçi öğleden sonralarında içerisi bomboşken yemek yiyoruz.

Gelelim en önemli soruya ne yiyoruz?

Ara Cafe’de çok seçenek var ama benim açık ara favorilerim:

1) Balkan Köfte

Balkan Köfte denilen lezzet patlıcan közleme, köfte, domates sosu ve yoğurdun muhteşem buluşması. Ard arda 2 tabak yerim zorlasam. Inanılmaz bir lezzet.

ara cafe beyoğlu istanbul(Yukarıdaki Balkan Köfte fotoğrafı temsilidir, Ara Cafe porsiyonları çok daha büyük ve farklı. Ben köfte fotoğrafını da yemişim sanırım, bulamadım.)

2) Manisa Köfte

Benim her zaman yeme imkanım var ama eğer merak ediyorsanız Manisa Köfte’yi deneyebilirsiniz, o da çok güzel ama biz işyerinde her öğlen yediğimiz için bıktık kendisinden.

3) Hellim/Beyaz Peynirli Salata

Şimdi peynir ve salata freak iseniz, kaliteli peynirle yapılmış bir salata yemenin, ortalama bir cafe’de imkansız olduğunu bilirsiniz.

İşte Ara Cafe’nin salatalarında kullanılan peynirler öyle değil. Bayağı şarküteri peyniri.

Salatalarda malzemeden kaçmıyorlar, ceviz, mısır, allah ne verdiyse bolca yer alıyor, inanılmaz doyurucu.

4) Yaz Aylarında Naneli Limonata

Söylenecek pek bir şey yok, nane yaprakları eşliğinde süper bir limonata. Yazın harika bir alternatif.


ara cafe beyoğlu istanbul



5) Islak kek

Islak ev kekinin hastasıysanız bunu da denemenizi tavsiye ediyorum.

Fiyatlar

Ara Cafe’de fiyatlar Beyoğlu adam gibi kafe ortalamasına göre çok normal ancak her gün gidecek kadar da ucuz değil. Balkan köfte 10-15 lira aralığındaydı en son gittiğimde. Çay, kek, limonata tarzı şeyler zaten ucuz. Ancak Balkan Köfte için bu fiyat değer diyorum başka bir şey demiyorum.

Adres

Tosbağ Sokak No: 8/A Beyoğlu

M.I.L.F. düşündü, biz pişirdik! Diğerlerine de afiyetle yemek düştü. ( I. IV. 2010, Baghdad )




GittimYedim.Com, çok yazarlı, sosyal bir yemek girişimidir. Bu sitede gezdiğimizi gördüğümüzü değil, yediğimizi içtiğimizi anlatırız.




copirayt mopirayt: Bir takım şuursuz oburlar - © 2012


















 
Copyright 2009 Gittim Yedim. Powered by Blogger Blogger Templates create by Deluxe Templates. WP by Masterplan